Cıva ile nöropatilerin ve Otizm‘in ilişkisini bilimsel çalışmalar ortaya çıkarmıştır.

Sayın Dr. Cem Kınacı, Otizm ve benzeri nörodejeneratif rahatsızlıklarda uzun yıllardır kurşun ve cıva gibi Ağır Metal’lerin verdiği hasarın, kısmen doğru zaman ve yöntemlerle ispatlanma ve hasarın onarılma şansı var mıdır? Bu soruyu soruyorum zira bu konu uzun yıllardır tartışılmaktadır. Bu konudaki fikrinizi tıp bilimine uzak kişilerin de anlayacağı şekilde yanıtlarsanız mutlu oluruz.

Ağır metallerin otizm ile ilişkisi olduğu 2005 yılında bizzat TC Sağlık Bakanlığınca kabul görmüş ve duyurusu web sayfasında yer almıştır.

T.C.
SAĞLIK BAKANLIĞI
SAĞLIK EĞİTİMİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
TÜRKİYE KAMU SAĞLIK ARAŞTIRMA PROGRAMI
HAZİRAN – 2005
ANKARA

http://www.tubitak.gov.tr/tubitak_content_files/ARDEB/kamag/Turkiye_Kamu_Saglik_Arastirma_Programi.pdf
PROJE : 48
Projenin tanımı (adı, amacı): Toksikoloji : Kronik hastalıkların Toksikolojik açıdan incelenmesi

Gerekçesi: Kronik hastalıklar (HT, Otizm, Diabet, Guatr, Maliğniteler, Dolaşım Bozuklukları v.b.) ekonomik olarak ülkemize ağır bir yük getirmekte ve toplum sağlığımızı tehdit etmektedir.

Bu bahsedilen hastalıkların zemininde genetik faktörleri, çevresel faktörleri, eğitimi, beslenme alışkanlıklarını, yaşam şeklini hep bildiğimiz etiyolojik faktörler olarak değerlendiririz. Ama toksikolojik faktörleri -ki çevresel faktörleri, beslenme alışkanlıklarını, yaşam şeklini de kapsayan- hep göz ardı etmişizdir.

Oysa ! Diabetle Krom madeninin, Guatrla İyotun, Bakır ile damar duvar elastin bozukluklarının, Cıva ile nöropatilerin ve Otizm‘in ilişkisini bilimsel çalışmalar ortaya çıkarmıştır.
Bu konuda Ulusal altyapı imkanları: Hastanelerimizde halihazırda kurulu olan Biyokimya,Hematoloji, Mikrobiyoloji v.b. laboratuarlarımızda Atomik Absorbsiyon, GC-MS, HPLC gibi diğer laboratuar cihazlarına göre ucuz sayılabilecek cihazların temini veya diğer kurumlarımızda mevcut bu tür cihazların hastaneler tarafından kullanıma açılması ile Kronik Hastalıkları henüz oluşmadan önleyebilir veya etiyolojik faktörü tespit ederek daha efektif bir tedavi metodu uygulayabiliriz.

Sonuçların uygulanması durumunda elde edilecek katkı/lar: 2004 yılı itibarı ile yıllık sağlık harcamamız 7,3 milyar YTL tedavi ve ilaç 7,9 milyar YTL dir. Ve haliyle bu rakamların çoğunluğu kronik hastalıklar sebebiyledir. Doğru etiyolojinin tespiti de kaliteyi artıracak maliyeti düşürecektir.

Ağır metallerin vücuttan nasıl temizlenebileceği konusu ise yine TC Sağlık Bakanlığı tarafından 2007 de hazırlatılan bir kitap ile de belirlenmiştir.

Kitabın adı ve konusu:

“TC Sağlık Bakanlığı Birinci Basamağa Yönelik Zehirlenmeler Tanı ve Tedavi Rehberi 2007
Refik Saydam Hıfzısıhha Merkezi Başkanlığı”

son2son11son1son

Autism Research Institute 70’lerin başından beri ağır metal atılımını en çok yarar görülen metodlar arasında göstermektedir.

Ancak ağır metal atılımı denilince nedense hep Chelation (şelasyon) akla gelmektedir. Oysa konuya hakim ve yeterince deneyimli pek çok klinisyen ağır metal atılımı deyince öncelikle vücudun kendi detoksifikasyon metabolizmasını normalleştirmeyi tercih ederler.

Örneğin oksidatif stresi azaltmak, yetersiz glutathione ve SAMe düzeylerini desteklemek, C vitamini gibi doğal chelatorler kullanmak, barsak geçirgenliği yüksek ise beslenme ve iyi bakteri desteği ile bu sorunu azaltmak veya yok etmek, B12 vitamininin hücre içine girişinde rol alan mineralleri takviye etmek, DMG, çinko, B6 vitamini gibi metilasyonda rol alan her yolu açmaya çalışmak gibi pek çok seçenek vardır.
Chelation (şelesyon) ise ağır metallerin vücutta oluşturduğu hasara (porfirin düzeyleri bunu gösterebilir), çeşitliliğine, cinsine göre oluşturduğu riske ve hastanın kliniğine göre başlanabilir. Örneğin kalp kasına zarar verebilecek bir ağır metal varlığında kalp (böbrek, karaciğer nakli mümkün) yerine konulabilir bir organ olmadığından dış müdahale öncelikli olabilir.
Uygulama bu konuda gerçekten deneyimli ve yeterli bilgiye sahip hekimlerce yapılmalıdır. Atılım hedeflenirken doz aşımları ile diğer organlara geri yükleme yapılmamalıdır. Aynı anda atılan yararlı mineraller ise zamanında yerine konulmalıdır.

Sağlıklı bir vücudun kendisini toksik maddelerden arındırması büyük oranda karaciğer üzerinden gerçekleştirilmektedir. Bu nedenle _ Methylation _ Sulfation _ Glutathione Conjugation _ Glycine Conjugation _ Taurine Conjugation _ Acetylation _ Glucuronidation gibi detoksifikasyon yolaklarını desteklemek önemlidir.

Bazı çocuklarda genetik fonsiyonlardaki yetersizliklere bağlı olarak DMSA, DMPS gibi sülfür içerikli chelator kullanılamamaktadır. Böyle bir ön araştırma yapılmadan bu ajanların kullanılması durumunda yeterli atılım sağlanamamakta ve bu ajanların yetersizliği düşünülmektedir. Oysa bu gibi vakalarda ajanın yetersizliği değil hekimin deneyimsizliği söz konusudur. Aslında metabolizmayı iyi bilen bir hekim genetik sonuçlar olmaksızın da bazı sorunları görebilir. Örneğin anne ‘’benim oğlum kuru soğanı bir elma yer gibi yiyor’’ cümlesi çocuktaki sülfür açığının belirtisi olabilir. Tırnaklardaki beyaz lekeler, çinkonun yeterince alındığını ama kullanılamadan atıldığını görterir, bu da düşük atılım demektir.

Bir başka konu da chelatorlerin kan beyin bariyerini aşarak doğrudan metale bağlanması konusudur.

D Penisillamine bu bariyeri aşabilmektedir, ancak sınırlı çeşitte metale bağlanabilir. Bu nedenle daha çok kullanımı kolay, kolay ulaşılabilir ve nispeten ucuz olanlar tercih edilir. Buradaki hedef bu ajanların ulaşabildikleri yerlerdeki ağır metalleri bağlayarak atmaları ve böylece vücudun kendi olanaklarını beyin üzerinde daha çok kullanmasının sağlanması esasıdır. Çünkü söz konusu olan vücudun detoksifikasyon metabolizmasının yetersiz çalışmasıdır, tamamen durmuş olması değil. Ayrıca, ağır metallerin verdiği hasar sadece beyinde yaşanmamaktadır. Vücudun karaciğer vb hayati organlarındaki ağır metal temizliği metabolizmanın daha sağlıklı çalışmasını sağlayacağı için beyne doğru biyokimyasal maddeler, besinler gitmesini sağlayacaktır ve dolaylı olarak otizm semptomlarında gerileme yaşanma ihtimali artacaktır.

İdrarda yapılacak bir metabolik analiz profili ile toksin ve detoksifikasyon markerleri ölçülebilmektedir. Bu sayede çocuğun ağır metal atılım kapasitesi hakkında fikir sahibi olunabilir. Bu şekilde yola çıkmak tedavinin güvenliğini arttırır.

Ağır metal atılımı sırasında dikkat edilmesi gereken bir diğer husus da daha fazla yüklemenin önüne geçmektir. Örneğin laminant parke üzerinde yaşayan bir çocuk zemindeki tutkal nedeniyle buharlaşan arseniği gün boyu alır. Çikolata gibi ürünlerde bol miktarda nikel vardır. Kömür sobası yakılan evde kurşun solunması kaçınılmazdır. Kirli denizlerden yenilen balıklar çok sayıda ağır metalden zengindir. Talk pudrası cıva içerir. Bunlar ve daha pek çok yolu da kapatmak önemlidir.

Kısaca belirtmek gerekir ise; aslında konu pek çok sorumlunun bilgisi dahilindedir. Çözümün hekimler ve devlet olması gerekir. Son yıllarda İÜ Adli Tıp Enstitüsü provokasyonla ağır metal atılımı analizi yapmaya başlamış şimdilerde Ankara Meslek Hastalıkları Hastanesi de aynı prensiple çalışmaktadır. Akut olgularda burada chelation tedavisi de yapılmaktadır.

Neden provokasyonlu test gerekir ?

Ağır metaller dışkı, idrar, saç ve kanda bakılabilmektedir. Ancak unutulmaması gereken husus pek çok otizmli çocukta detoksifikasyon metabolizmasının yetersizliği olmasıdır. Yeterli çalışan sistem zaten metali atacak ve zaten sistemde birikim olmadığından sorun da olmayacaktır. Oysa atılım sorunu olanlarda ağır metaller yağdan zengin organlar başta olmak üzere tüm vücutta yavaş yavaş birikmeye başlamakta, yıllar sonrasında ancak ilk belirtilerini vermektedir. Bu yüzden pek çok aileden ‘’çocuğumuz ilk yıllarda tamamen normaldi, her ne olduysa … yaşında başladı’’ hikayesini dinleyebilirsiniz.

Tüm organlar kendilerini günler içerisinde yenileyebilmektedir, böylece hücre içerisinde biriken metal henüz sorun yaratacak düzeye erişmeden yenine yenisi yani metal yüklü olmayanı gelir. Oysa nöronların yıllarca yaşayabildiği ve böylece metallerin hücreye zarar verebilecek süreyi bulabildiği düşünülürse neden aslında tüm organların etkilenmesi söz konusu iken ilk bulguların nörolojik sistemde görüldüğü de kolayca anlaşılabilir.

Son bir sorum daha olacak;

Yıllardır okuduğum yabancı yayınlardan da bildiğim kadarı ile otizm konusu sadece ağır metal varlığı ile ilişkili değildir. Ağır metallerin yanı sıra bazılarında anne karnından itibaren, bazılarında ise sonradan gelişen yan sorunlar mevcuttur. Örneğin; viral veya bakteriyel kökenli birçok sorun ve detoks mekanizmasında yer alan zayıflıklar söz konusu. Detoks mekanizması zayıf olan bir bünye dokularda sadece ağır metal biriktirmez. Aynı zamanda vücuda giren diğer patojenleri vücuttan atma kapasitesi de hasarlıdır. Tüm bunlar dururken hala “otizmin cıvası, aşılar otizm yapmaz” tarzında söylemlerle otizm konusu sadece ağır metallerle ilgili alana hapsedilmeye çalışılmaktadır. Siz bu konuda ne dersiniz?

Devam edecek…

Serpilgül Vural Kınacı

Benzer Konular

Benzer konu yok