Anne adayları ve hamileler için “Karatay Diyeti”

Sözlerime,hayatımda ilk kez bir kitap kritiği yaptığımı belirterek başlamak istiyorum. Sürç-i lisan edersem af ola…

Son yıllarda ülke gündemimizden düşmeyen ünlü Profesör Dr. Canan Karatay’ın söylemleri ve kitapları bazı çevrelerde rahatsızlık yaratmış durumdayken meslek dışı biri olarak kalem oynatmam ve fikir beyan etmem hadsizlik olarak algılanabilir. Ancak 10 yılı aşkın bir süredir sağlıklı beslenme, hamilelik öncesi ve sonrası yaşanan toksisitenin etkileri, bağışıklık problemlerinin nörolojik yansımaları üzerine sayısız makale okuyup tercüme etmiş olmam nedeniyle ister istemez oldukça yüklü bir bilgi birikimim oluştu. Hal böyle olunca aldım kalemi elime…

Prof. Dr. Canan Karatay’ın kitabın ilk sayfalarında da söylediği gibi;

“ Tıp biliminde elbette ekol farklılıkları olabilir! Bir tarafta gebelere hasta muamelesi yapılırken, diğer tarafta bütüncül yaklaşımla insan doğasının doğal bir akışı olarak bakılıp ‘ doğal gebelik ve doğum ‘ süreci yaşanmasına rehberlik edilebilir.”  Bence bu paragraf bile benim gözümde kitabı okunası ve değerli kılabilir. Zira hekimlik, malzemesi insan olan bir sanattır. ‘ Önce zarar verme ’diye başlar ve esas görevleri insan sağlığını KORUMAK, SAĞLIKLI ve KALİTELİ yaşam sürmelerine yardımcı olmaktır.”

Son yıllardaki hekimlik anlayışı ne yazık ki kişiyi değil hastalığı tedavi etmek üzerine gelişti. Oysa önce korunacak,  koruma tedbirlerine rağmen hastalandı ise tedavi edilecek. Fakat tıbbi cihaz üreticileri ve ilaç pazarları maalesef tıbbın gidişatını zamanla mekanikleştirdi diyebiliriz. Eşim de doktordur ve son yıllarda tıp fakültelerinde fizyoloji bilmeyen hekimler yetiştirildiğinden yakınmakta. Hal böyleyken Canan Karatay gibi hekimlerin söylemlerinin bazı çevreleri rahatsız etmesi bana çok normal gelmekte.

Canan hanım, kitabında Sağlık Bakanlığı’nın verilerini göre;

Gebelik ve doğum sıkıntıları, erken ve ölü doğumlar, genç anne adaylarında sık görülen düşükler %12 oranında artmış. Yeni doğan yoğun bakım vakaları, bebeklerde görülen gelişim bozuklukları, otizm gibi gelişme geriliği ve tip 2 diyabet, kanser, metabolik sendrom ve obezite vakalarında hızlı artış var. “ diyor.  Bu durum, şapkayı masaya koyup nerede yanlış yaptığımızı düşünme vaktinin gelipte geçtiğinin göstergesi bana kalırsa…

İşte bu noktada, konuya ilişkin binlerce yayın ardı ardına çıkıyorken, hamileliğin doğal sürecine fazla müdahale etmeden,  gebe kalmadan önce nelere dikkat edilmeli,  gebelik süreci ve sonrası beslenmede ve sağlığımızı korumada nelere dikkat etmeliyiz, bebeğin ve anne adaylarının beslenmesinde temel alınacak ilkeler nelerdir? Çocuklarımızı nasıl koruyabileceğimize ilişkin kitaplar raflarda yerini almaya başladı. Bence “Anne adayları ve hamileler için karatay diyeti ” kitabı bu konuda başvurulabilecek güvenilir bir kaynak.

Canan hanım, kitabını bilimsel makaleleri kaynak göstererek gayet güzel desteklediği için bilimsel yönünü tartışılır bulmadığımı belirtmeliyim. Özellikle kendi bilgi dağarcığımdakilerle kıyaslayarak okuduğum için, sadece hamilelik amacıyla değil, sağlıklı yaşam için de tam bir başucu kitabı olacak nitelikte bulduğumu ifade etmeliyim. Yer yer tekrara düştüğü konular varsa da bunu okuyanın beynine kazımak amacıyla yaptığını düşünüyorum.

Anlatım tarzı olarak yalın ve meslekten olmayanların da rahatlıkla anlayabileceği bir dilde kotarılmış. Şahsen ben, tıbbi bilgileri paylaşırken basit bir dille anlatımda hayli zorlanırım. Kendisinden öğreneceğim çok şey olduğu muhakkak.

Kitaptan birkaç can alıcı konuya yer vermek istiyorum. Böylece hamile kalmayı düşünenler, hamile veya bebekli anneler kısaca fikir sahibi olabilsinler.

Kendisi 258 akademik yayınla desteklediği kitabında diyor ki;
  • Hamilelikten en az 6 ay önce yaşam biçiminizi değiştirin, anne ve baba adayı olarak vücudunuzu toksinlerden arındırın, sağlıklı beslenmeye geçin, yaşamınızı daha sağlıklı bir duruma getirin. Sandığımız gibi sadece annenin değil, babanın da sağlıklı çocuk oluşumunda ciddi etkileri var. Ebeveynlerin bağışıklık sistemi ve toksisite yükü, vitamin ve mineral  eksiklikleri (özellikle D vitamini) doğacak yavrunuzun sağlığı üzerinde sandığınızdan daha etkili.
  • Annenin yüksek insülin hormonu kanla bebeğe geçmez ama kanındaki yüksek şeker doğrudan bebeğe geçer. Sağlık beyinlere bile şekerin zarar verdiği ispatlanmışken daha doğmamış bebeğin gerek beyninde gerekse metabolizmasında yaratabileceği hasarı göz önünde bulundurun. Şeker yüklemesi yapacağınıza tespit ettiğiniz kan şekeri yüksekliğini düşürecek ve kilo almayacak şekilde beslenerek şeker seviyenizi düşürün. Gebelikte ve emzikliyken kilo vermeye yönelik diyetler yapmayın, sağlıklı beslenin yeterli. Gebelik şekerini önlemek kendi elinizde.
  • Eğer Vücudunuzda enflamasyon göstergeleri, kan şekeri ve insülin hormonu yüksek, hücre zarınızda Omega-3 az, omega-6 yüksekse ve yüksek glisemik indeksli yiyecek içecek tüketimine bağlı Trigliseridleriniz artmışsa hamile kalmadan önce düşünün ve vücudunuzu dengeye sokup öyle hamile kalın.
  • Bazı yiyecek ve içecekleri, yağları mutfağınızdan uzak tutun. Paketlenmiş, işlem görmüş gıdalardan uzak durun, doğal olarak üretilmiş sebze meyve ve etleri tercih edin diyor. Kısaca yazdım ama bu konuda çok daha ayrıntılı bilgiler içeriyor kitap.
  • Beden ve ruh sağlığınız için temel, olmazsa olmaz olan ortalama 50 faktör bulunduğundan bahsediyor ve bunları sıralıyor. Birkaç örnek verirsem; Omega-3/Omega-6 dengesi, aminoasitler, belli başlı 20-21 mineral, hayati öneme sahip Vitamin D gibi vitaminler, sağlıklı tuz ve Oksijen…
  • Sağlıklı beslensek te bu besinlerin vücudumuza eksik girmesi ya da hiç girememesinin nedenleri nelerdir?
  • Gelişmiş ve endüstriyel toplumlarda yapılan araştırmalarda omega3/Omega6 oranının hiç olmazsa ¼ olması gerekirken nasıl 1/40 ile 1/50’ye kadar düşüyor?
  • Hangi yağlar sağlıklı hangileri değildir?
Ayrıca;
  • Vücudumuzdaki enflamasyonun (yangının) düşürülmesi için alabileceğimiz önlemler nelerdir?
  • Zeytinyağının bileşimi ve içeriğinin anne sütüne benzer olduğundan haberiniz var mıydı?
  • Bunu engellemek elimizdeyken yanlış beslenerek, nasıl aileden geçen hastalık nedeni genlerimizi uyandırıp hasta oluyoruz?
  • Bebeğinizin ve sizin hücrelerinizin, özellikle sinir hücrelerinizin sağlıklı gelişimi için Lesitinin neden ve nasıl önemli olduğundan ve hangi gıdalarda mevcut bulunduğundan,
  • D vitamini seviyeleriniz sağlıklı düzeyde olmadığında nasıl da 3.kuşağa kadar mental sorunlara açık olabildiğimizden ve D vitamini eksikliğinde rastlanabilen 50 civarında hastalık bulunduğunu destekleyen 55 bin bilimsel makale bulunduğundan söz ediyor.
  • Hangi besinler hangi gıdalarda bulunur? Kilo almamızı engelleyen düşük glisemik indeksli gıdalar hangileridir?
  • Hangi sebze ve meyveyi hangi aylarda tüketmeliyiz (mevsiminde yiyebilmek maksadıyla), hangi balıkları hangi mevsimde yerseniz besin değeri daha yüksek olur? gibi oldukça yararlı bilgiler vermekte.

Bunların yanı sıra cep telefonları başta olmak üzere elektromanyetik dalga yayan cihazlara karşı tedbirli olunması gerektiğine önemle vurgu yapıyor. Özellikle yolculuk esnasında telefonlarımızı kapatmamızı tembihliyor

Kitap ile ilgili benim olumsuz yönde fikir beyan edebileceğim tek uyarı,  balıklar konusunda olacaktır. Evet,  balıklar özellikle beyin gelişimi için çok değerli bir besindir ve çok zengin bir Omega-3 kaynağıdır. Ancak bu konuda bilgi verirken denizlerimizin kirliliğinden ve balıkların cıva, kurşun, kadminyum ve arsenik gibi oldukça nörotoksik ve kanserojen olabildiklerinden bahsedilerek, tüketilecekse de hiç olmazsa dip balığı olmayan küçük yüzey balıklarının tercih edilmesinden de söz edilmeliydi. Bahsetti de ben atladıysam şimdiden özür dilerim.

Not:Denizin yüz metrelik üst kısmında yaşayan hamsi, istavrit, uskumru, palamut gibi göçmen balıklara yüzey balığı, daha aşağıda bulunan mezgit, kefal, levrek, lüfer, barbunya, kalkan gibi balıklara dip balığı deniyor.

Serpilgül Vural Kınacı

 

 

 

 

 

 

Benzer Konular