Asidik Beyin ve Nöropsikiatrik Bozukluklar

Asidik Beyin

Vücudumuzun asit / alkali dengesi, doku ve organlarda PH dengesinin korunması, sağlık için önemli. Artık pek çoğumuz biliyoruz ki PH’da bir dengesizlik, özellikle asiditeye doğru kayma, kardiyovasküler sorunlar, solunum sıkıntısı ve renal yetmezlik gibi çeşitli klinik koşullarla ilişkili olabilmektedir.

Peki  PH’ın psikiyatrik bozukluklarla da ilişkili olabilir mi?

Japonya’nın Fujita  Sağlık Üniversitesi ve işbirliği yaptığı sekiz enstitünün uzmanları, şizofreni, bipolar bozukluk ve otizm modelleri de dahil olmak üzere beş farklı fare modelinin beyinlerinde yaptıkları çalışmalar sonucu beyinde azalmış PH düzeyleri tespit ettiler. 4 Ağustos’ta Nöropsikofarmakoloji dergisinde yayınlanan çalışmaya göre, PH’daki bu düşüş muhtemelen bu zihinsel bozukluklarla ilişkili beynin altında yatan bir patofizyolojiyi yansıtıyor.

Ölüm sonrası yapılan insan çalışmaları, yukarıda zikredilen zihinsel rahatsızlıkları olan hastaların beyinlerinin kontrol grubundan daha düşük bir PH’a yani asidik beyine sahip olduklarını göstermiş olmakla birlikte, bu fenomen, birincil özelliklerden ziyade hastalıklarla ilişkili ikincil faktörlerin, yani kullanılan antipsikotiklerin veya oluşmuş fonksiyon kaybı sonucu olabilir diye düşünüldüğünden;

Dr. Miyakawa ve arkadaşları, Şizofreni ve Bipolar Bozukluğu olan hastaların ölüm sonrası beyinlerinin PH düzeylerini araştırmak için yaptıkları çalışmadan elde edilen mevcut veri kümelerini içeren bir meta-analiz gerçekleştirdiler. Şizofreni ve Bipolar Bozukluğu olan hastaların potansiyel karıştırıcı faktörler düşünüldüğünde, yani, ölüm aralığı, ölüm yaşı ve antipsikotik kullanım öyküsü aynı olan kontrol grubu katılımcılara göre beyin pH’larının anlamlı düzeyde düşük olduğunu gözlemlediler.

Fareler üzerinde  yapılan analizler, beş fare modelinin hepsinde beyin PH’ının ilgili kontrol grubunda olduğundan daha düşük olduğunu ortaya koydu.

Buna ek olarak, laktat seviyeleri model farelerin beyinlerinde de yükselmiş ve beyin PH’ı ile laktat seviyeleri arasında belirgin bir negatif korelasyon bulunmuştur. Laktatın artması beyindeki PH düzeylerini açıklayabilir, çünkü laktat güçlü bir asit gibi davranır. 

Miyakawa, “insan çalışmalarında karıştırıcı faktörleri tamamen ortadan kaldırmanın teknik olarak imkansız olduğu halde, fare modellerindeki bulgularımız, artmış laktat düzeyleri ile ilişkili azalmış PH’ın, en azından altta yatan bir patofizyolojiyi yansıttığı görüşünü kuvvetle desteklemektedir.

Bununla birlikte, azalmış beyin pH’ının (asidik beyin) psikiyatrik bozuklukların patofizyolojik bir özelliği olduğu göz önüne alındığında, bu çabalar, farkında olmadan, potansiyel olarak nöronal hiper-uyarılma ve iltihaplanma (enflamasyon)  gibi, pH değişiklikleri ile ilişkili spesifik patofizyolojik işaretleri gizleyebilirdi; bu ikisi de dahil edildi.

Azalmış beyin PH’ının psikiyatrik bozuklukların ortak bir endofenotipi

Bu nedenle, azalmış beyin PH’ının psikiyatrik bozuklukların ortak bir endofenotipi olduğunu vurgulayan bu çalışma, zihinsel bozuklukların patofizyolojisi üzerine yapılan çalışmaların tüm alanlarında önemli etkilere sahiptir. “ diyor.

Bu araştırma beyin PH’ındaki değişiklikler hakkında yeni sorular ortaya atıyor. Örneğin, laktatın artması ve PH’ın azalmasında ne gibi bir mekanizmalar var? Belirli beyin bölgeleri, PH düşüşünden sorumlu mu? Psikiyatrik bozukluklarda görülen beyin PH’ında düşüşün fonksiyonel önemi var mı ve eğer öyleyse, bozukluğun başlangıcının bir nedeni veya sonucu mu?

 

Kaynak: Hideo Hagihara, Vibeke S Catts, Yuta Katayama, Hirotaka Shoji, Tsuyoshi Takagi, Freesia L Huang, Akito Nakao, Yasuo Mori, Kuo-Ping Huang, Shunsuke Ishii, Isabella A Graef, Keiichi I Nakayama, Cynthia Shannon Weickert, Tsuyoshi Miyakawa. Decreased Brain pH as a Shared Endophenotype of Psychiatric Disorders. Neuropsychopharmacology, 2017; DOI: 10.1038/npp.2017.167

Benzer Konular

Benzer konu yok