Nedir Bu Otizm Diyeti Dedikleri, Yenir mi İçilir mi ?

Bugün, eşimin 3 yıllık hastasının annesinden gelen maili görüp de diyeti nasıl da yanlış anladığını fark edince, diyet konusunu kaleme almaya karar verdim… Kalem dediysem de siz onu klavye anlayın. Laf aramızda bilgisayar klavyesi kullanmaktan yazım bozulmuş, geçenlerde doldurduğum formdan ben utandım…
Evet bu kadar latife yeter, konumuza döneyim;
Öncelikle bazı diyetisyenlerin feveran ettiği gibi çocuğun beslenmesini sekteye uğratacak bir diyet yok orta yerde onu söyleyeyim… Tabii uygulayıcısı yanlış anlayıp ciddi hatalar yapmıyorsa…
Aslında temelini atmak oldukça basitse de uygulaması biraz zorlayıcı, zira çocuğun ve bizlerin alıştıklarımızdan vazgeçmemiz hayli zor. Etrafta bin bir çeşit türde akıl çelici yiyecek varken üstelik….

Şimdi temelde olmazsa olmazlarımız nelermiş ona bakalım;

1) Artık hepimiz biliyoruz ki şeker ve şekere dönüşen tüm gıdalar sağlam kafayı bile bozuyor. Demek ki öncelikle işlenmiş şekeri kesecek, şekere dönüşen gıdaları sınırlı tüketeceğiz.

2) Glutensiz/Kazeinsiz beslenme bazı otizmlilerde hatta MS gibi hastalıklarda da yarar sağlayabiliyor. Bu durumda glütensiz beslenmeyi hiç olmazsa 3 ile 6 ay deneyip gözleyeceğiz. Bağırsak problemleri ve/veya davranış sorunlarında azalma, öğrenmede, farkındalıkta artma gözlüyorsak bu diyete devam edeceğiz. Bu konuda hayli yanlış yapılmakta ve yazımın devamında daha ayrıntılı bir açıklama yapmayı düşünüyorum.Kazeinsiz beslenme daha kolay anlaşılır oluyor. Formül basit; inek sütünü çıkar yerine keçi sütü koy . O da olmadı sütü hayatından tamamen çıkar içeriğindeki gereken besinleri farklı besinlerle takviye et. ( dereotu gibi…)

3) Pek çok doktorun da artık kabul ettiği gibi sağlıksız yağ kullanımını bırakıp, yemeklerde ve salatalarımızda soğuk pres yolu ile elde edilmiş sağlıklı yağlar kullanacağız. Hatta buna ilaveten omega-3 balık yağı kullanmayı da ekleyebilirsek listemize yemede yanında yat durumu hasıl olur… Sağlıklı yağların, Omega-3 ün yararlarını uzun uzun yazmayacağım zira zaten mevcut bir yazım var bu konularda…

4) Bağırsak sağlığı bizim durumumuzda çok önem arz ediyor. Bunun için de otizm dünyası ve ekemiş web sayfamda birçok ispatlanmış makale var, arzu eden okuyabilir… Bu sebeple öncelikle probiotik, kefir, turşu gibi desteklerden yararlanacağız. Varsa da bakteri, mantar vb patojenlerin temizliğini yapacağız. Bunun için konumuz ile ilgili hekimlerden destek almanızı öneririm.

5) Her ne olursa olsun yüksek ısıda işlenmiş/fabrikasyon gıdalardan uzak duruyoruz. Zira ısıda içerik değişiyor, besleyiciliğini kaybettiği yetmezmiş gibi zararlı maddelere dönüşebiliyor.

6) Hazır meyve suları, meşrubattan uzak duruyoruz. İçlerinde hem şeker hem de boya, tatlandırıcı gibi katkılar var. Bunların bağırsak ve ruh sağlığımızı etkilediklerine dair çok sayıda yayın var.

7) Şayet gerekiyorsa özellikle vitamin D, C , E ve B grubu vitaminler doktor kontrolünde kullanılabilir. Hem bağışıklık sistemimi hem de sinir sistemi için çok önemliler zira.. Aynı şekilde Çinko, magnezyum, selenyum, kalsiyum gibi minerallerin bağışıklık, sindirim ve sinir sistemindeki işlevleri nedeni ile dengede olmalarına özen gösteriyoruz.

8) Bakır kaynaklarını (çikolata, kabuklu deniz hayvanları, musluk suyu, yapay yiyecek boyaları) sınırlamalıyız. Bakırın yüksek çinkonun düşük olduğu durumlarda sağlıklı bağışıklık ve sinir sisteminden bahsetmek imkansız gibi bir şey…

9) Antioksidan özelliği yoğun olan taze ve organik sebze ve meyvelerle beslemeliyiz. Ancak sebze ve meyve ile beslerken de bazı otistik çocukların (özellikle ailesinde böbrek taşı olan) yüksek oksalat içeren gıdalardan fazla tüketmemesine de dikkat etmeliyiz. Yüksek oksalat bazen otizmli çocukların bağırsak hareketlerini bozabilmekte, durdurulamayan ishallere sebep olmaktadır. Otizmli çocuklarda genelde sülfür düşüklüğü de tesbit edildiği için yüksek sülfür içeren gıdalar tüketmelerine özellikle önem vermeliyiz. Bazı çocuklarda ise fazla sülfür tüketimi istenen bir şey değildir. Kimisi fazla sülfürde amonyak artışı gözlenir ki bu hiç istenen bir durum değildir. Bu durumda dr ile işbirliğinde olmak önem kazanıyor elbette…

10) Gerektiği kadar taze sebze, meyve tüketmeliyiz. Özellikle mevsiminde tüketmeye dikkat etmeliyiz. Hormonlu, ilaçlı sebze ve meyvelerin selenyum düzeyleri düşüktür. Kullanılan bu kimyasalların vücuda uzun dönemde çeşitli zararları bulunmaktadır. Akdeniz tipi beslenme ve taş devri diyeti diye nitelenen beslenme biçimine geçmekte fayda var…

Tabii bir de dengeli beslenmek! Nasıl doğada, binada, yaşamda denge gerekiyorsa ruh ve beden sağlığımız için de  DENGELİ beslenme olmazsa olmazımız…

Şimdi gelelim Gluten meselesine;

Gluten bazı insanlarda bağırsak çeperlerindeki dokuyu bozabiliyor, üretilmemesi gereken maddelerin üretilmesine ve kana karışıp başka yan ürünler oluşmasına ya da bazı bünyelerde de nörotoksik olan GLUTAMAT artışına da neden olabiliyor. Doktorların bu diyeti önermedeki temel gerekçelerinin altında bu sebepler yatmaktadır.

Gluten, buğday, arpa, yulaf ve çavdarda bulunmaktadır.

Ne yazık ki bazı ebeveynler glutensiz beslenmenin esasını şu şekilde algılıyorlar;

“Glutensiz olduğu müddetçe unlu mamulleri dilediğim kadar verebilirim, çocuğum yeter ki doysun! “

 

Bu düşünce biçimi yanlış arkadaşlar!

Başta da değim gibi glutensiz de olsa şeker üreten her gıdanın fazlası bünyeye zarar. Ayrıca, glütensiz beslenme, sadece unlu ama glütensiz beslenme anlamı taşımıyor. Yiyebileceğimiz tonla gıda varken arada bir unlu gıda tüketeceksek o da glütensizinden olsun anlamı taşıyor.

Glutensiz de olsa tüm unlu mamulleri az tüketmek gerekir. Bu arada, mısır ve pirinçte gluten yoktur ama gluten yok diye masum oldukları anlamı taşımazlar. Onları çok tüketmek iyi değil zira onlardan da vücut şeker üretir.

Çocuk doymadığı içinse bunca kaygımız,

Doyurucu başka şeyler de var. Mesela, bir avuç ceviz gayet iyi iştah kapatır ve bünyeye de yararlıdır. Üstelik de omega-3 içerir, damar, bağırsak ve beyin sistemlerini destekler… Piyasada fındık unları var onlardan ve glutensiz unlardan karıştırarak hamur işlerini daha zararsız hale getirebilirsiniz.

Bunun yanı sıra mısırdan üretilmiş makarnalar var ama hem GDO korkumuz hem de dediğim gibi çok tüketmek şeker üretmeye neden olur ki bu da sağlıksız beyin ve bağırsak demektir. Unutmayalım zararlı bağırsak mantarları şeker ve fazla demirden çok hoşlanırlar… Yani pekmezi de abartmayacağız… Zira hem şeker hem demir içerir…

ÇOCUKLARIMIZIN BESLENMESİNİ PLANLARKEN

• Gerçekçi hedefler koymalıyız
• Gerektiğinde esnek olabilmeliyiz
• Doğru gıdalar seçmeliyiz. Bunu yaparken “ hayır onu yeme “ şeklinde müdahale etmek yerine onun seveceği birkaç seçenek sunup birini seçmesini sağlamalıyız.
• Yiyecek alışkanlıkları, fazla baskı uygulamadan ve yumuşak geçişler yaparak değiştirilmelidir.
• Okul ve benzeri yerlerde satılan zararlı yiyecekleri yememesini sağlamak için; çantasında taşıyabileceği mümkünse en sevdiği gıdalardan bulundurabiliriz.

Sen bu kadar şeyi yazdın da ne kadar uygulayabiliyorsun dediğinizi duyar gibiyim. Vaktiyle çok uyguladım. Şimdi büyüdü ve ara verdik… Haliyle ben de zorlanıyorum/dum isteklerine karşı durmakta…
Allahtan epey yol aldık, darısı hatta daha iyisi herkese olsun…
Şimdilik aklıma gelenler bunlardan ibaret, eksikleri ya da okumak istediğiniz diğer farklı konuları bana iletin kalemim döndüğü, aklımın erdiğince yazmaya çalışayım…
Sevgiyle kalın…

Serpilgül Vural

Benzer Konular