Otizm Teşhisinde Devrimsel Yeni Yöntem

Otizm Teşhisinde Devrimsel Yeni Yöntem

Tekrar eden davranışların hepsinin bir anlamı vardır. Bucknell Üniversitesi’nden (Lewisburg, PA) yapılan yeni araştırma, ebeveynlerin sergilediği tekrarlayan davranışların, gelişmekte olan bir çocuk için neyin tipik bir davranış olabileceğinin erken göstergesidir, diyor.

Bucknell Üniversitesi’nden psikoloji profesörü David Evans ve meslektaşı Mirko Uljarevic (Melbourne La Trobe Üniversitesi ), Otizm Spektrum Bozukluğu (ASD) ve diğer gelişimsel bozuklukları teşhis etmek için çığır açacak yeni bir yöntem geliştirdiklerini beyan ediyorlar.

İki araştırmacı, ebeveynleri ve çocuklarını tekrarlayan davranışların yaygınlığı açısından araştırmak için bir envanter geliştirdi ve aileleri için normal olanı temel alarak çocukları daha küçük yaşlarda teşhis etmeyi mümkün kıldılar.

Normal davranış kavramı aileye göre değişebilir mi?

Evans ve Uljarevic’in bu yeni tanı aracını geliştirme sebepleri, bir çocuğun davranışını genel popülasyon için “normal” olarak kabul edilen davranışlarla karşılaştırmanın yanlış bir yöntem olduğunu fark etmiş olmaları oldu. Bu Bu iki araştırmacıya göre; ebeveynlerin davranışlarını baz almak, çocukları için normal davranışı çok daha doğru bir şekilde belirlemektedir.

Otizm gibi bozuklukların bazı genetik bileşene sahip olması ve bu nedenle, bir ailede tipik olmayan bir davranışın bir başkasında tamamen normal olabilmesi mümkünde demekteler.

Evans, “patolojik olanı anlamak için genel popülasyonda olana değil, aile içinde neyin normal olduğunu anlamak gerekir” açıklamasını yapmakta.

Evans bunun önemini göstermek için genetik bir mutasyon kullanıyor. Ve diyor ki

16p11.2 gen silinme sendromu diye adlandırılan mutasyonu olan insanların yüzde 25’inde zihinsel engel ve ASD gözlenir.
Ancak, bu mutasyona sahip kişilerin %75’inde tanı koymak için yeterince açık olmayan bazı Otizm belirtileri bulunabilir.
Günümüze kadar bu kişilere tanı koymak büyük ölçüde atlandı. Zira genel nüfusa kıyasla teşhis konulmaktaydı ve 100 IQ civarı ortalama ve 70’in altındaki IQ entelektüel engelliliğin bir işareti olarak kabul edilmekteydi. Oysa aileye bakıldığında ailelerinin IQ’ları ortalamanın çok üzerindeydi. Üstelik diğer yüzde 75 genel nüfusa göre kıyaslandığında normdan sapmakta ve  onlar için, 130 civarında bir IQ normaldi.. IQ’larını ebeveynleriyle karşılaştırıldığımızda gördük ki genetik mutasyonun aslında onları etkilediği açıkça ortadaydı.

Evans’a göre, ASD (otizm) teşhisinin gelecekte aşağıdaki şekilde yapılmalıdır.
  • *Ebeveynler, otizm ve diğer gelişimsel bozukluklarla bağlantılı genetik mutasyonlara karşı taranır ve  mutasyon taşıyan kişiler belirlenir.
  • *Daha sonra çocuğu gözlem altına alıp bir yaşına bile gelmeden, otizmin izleri için kontrol edilir.

Böylece ebeveynler, çocuğun hayatının ilk sekiz ile dokuz aylık döneminde otizmin gelişme ihtimalini yüksek derecede bilme şansına sahip olurlar . Bu durum çocuğun yaşam kalitesini büyük ölçüde iyileştirecek tedaviye yönelik erken adımları atmayı sağlar.

Envanter nasıl işliyor

Anne-babalar kendi davranışlarıyla ilgili sorularını yanıtlıyorlar ve sonra da çocuğun davranışlarıyla ilgili benzer soruları cevaplıyorlar.

Örneğin, yatmadan önce yapılan ritüelleri, kısıtlayıcı yeme alışkanlıklarını, kişinin nesneleri düz bir çizgi ile hizalaması eğilimini ve birkaç kez tekrar eden davranışları var mı belirtilir.  Bu envanterin sonuçları bir çocuğun davranışını, daha önce hiç bulunmayan bir tanı aracı olan ebeveynlerin davranışlarıyla karşılaştırmayı mümkün kılmaktadır.

Evans ve Uljareviç, ebeveynlerin ve çocuklarının davranışları arasında 8 civarında bir korelasyon buldu.

Bu çok yüksek bir korelasyon. Bu korelasyon, çocuğa ilişkin ebeveynin kendisinin tekrarlayan davranış sergileyen ebeveyni olmadığı durumlarda bile gerçekleşmekte.

Evans , “Bu çocuğun davranışları aile ortamıyla tutarlı mıdır?” Sorusuna cevap vermenin, bir çocuğun otizmli olma olasılığını, gelip geçici davranışları baz alıp hemen bir teşhis koymaktan çok daha tutarlı bir sonuca götürdüğünü fark ettik, diyor.

Neyin normal olduğuna nasıl karar veriyorsunuz?
Evans’in söylediği gibi: “Bu bir derece meselesidir” Üç yaşındaki çocuklar için normal olabilecek bir davranışın on altı yaşındaki çocuklarda normal olmadığı anlaşılabilir bir gerçektir. Ancak  “gelişmekte olan çocuklar şiddetli gibi görünen, normal olan tuhaf davranışlarla uğraştıkları evrelerden geçiyor. Örnek olarak bazı 3-5 yaş çocukların kendilerini uyutmaya yardımcı olması için kafalarını duvara vurmaları gibi. Üç yaşındaki bir çocuğun gerçekten titiz, zaman alıcı yatma vakti ritüeli olabilir. Bu doğru yapılmazsa onun uyku halini engelleyecektir. Bu gerçekten garip görünebilir, ancak aslında geçmekte oldukları normal bir evre de olabilir. ”

Evans, çoğu zaman ebeveynler çocuklarını gelişme gecikmesi endişesiyle bir çocuk doktoruna götürmektedirler. Doktor çocuğun tekrarlayan davranışları olup olmadığını muhtemelen soracaktır. Ebeveynlerin büyük çoğunluğu bu soruyu ‘evet’ ile cevaplayacaklardır. Çünkü gelişme hızına bakılmaksızın, çoğu çocuk en azından bir süre için tekrarlayan davranışlar gösterebilirler. Evans’a göre, gecikmeli konuşmalar, sandviçlerinin nasıl kesildiği konusundaki takıntılarla birleştiğinde otizm teşhisini işaret etmiyor. Ancak genel olarak bu şekilde teşhis eğilimi vardır.

Çocuğun ebeveyn davranışlarını yakından incelemek, doktorlara işlerin nasıl ilerleyeceği konusunda daha iyi bir tablo verecektir.

Bunu düşünmenin bir başka yolu da çocuk oyuncağı. Evans, kum havuzunda çocuğun oynadığı üç çocuğun bir senaryosunu anlattı: “Çocuklardan biri diğerleriyle oynamıyor ancak gerçekten herkesin arabalarını alıp düz bir çizgi ile dizmeyi hedefliyor. Bunu birkaç kez yapan bir çocuk normal olabilir. Eğer bir zorunluluk haline gelirse, bakılması gereken bir şeydir. Dolayısıyla aile normlarına ek olarak, davranışın yaşamın diğer yönlerine müdahale edip etmediği ile de ilgilidir. Bu gerçekten altın standart olmalıdır. Hayatta çok tuhaflık var, ancak bir çocuk tekrar eden davranışlarına çok fazla taktığı için sosyalleşmiyorsa, bu geçici bir aşama olmayabilir. Ancak bu durum bile farklı derecelerde olabilir. ”

Burada ebeveynler için de iyi haberler var.

Evans, “Bu davranışlar, insan populasyonunda çok çok yaygındır ve eşit olarak dağılır. Çünkü tekrarlayan davranışlar aslında uyarlanabilir bir işlev görebilir. Düzenli ve dakik olmak gibi… Bizim ritüellerimiz yoksa dünyamızı düşünün, bu kaotik olmaz mıydı ? ”

Evans’a göre, bu yeni tanı yönteminin en önemli avantajı, “davranışların ve özelliklerin soy ağacının bir parçası olup olmadığını anlamak. Bu, patolojileri tedavi etme ve kişilik tiplerini tedavi etme arasındaki farkı daha iyi anlayabilmemizi sağlayacaktır.”

Evans;

“Bu envanter tanı yöntemlerinin standart bir bileşeni haline gelirse, genel olarak zihinsel sağlık bozukluklarının belirlenmesi ve tedavisinde çok daha iyi hale gelebiliriz. Envanter sadece ASD’nin yanı sıra, aynı zamanda DEHB, bipolar bozukluk, şizofreni, kişilik bozukluğu, obsesif kompülsif bozukluklar, tik bozuklukları, depresyon ve anksiyete için de öngörü vericidir. Tarama, ailelere bir hastalığa yakalanmadan önce müdahale edebilme imkanı vermiştir. Bu, hayatları değiştirebilecek bir fırsattır.” diye de ekliyor.

SVK

Benzer Konular