Otizm ve Sağlıklı Sindirimin Önemi
İzinsiz ve kaynak belirtmeden kopyalanıp paylaşılamaz ve basıp, dağıtılamaz !

Sağlıklı sindirimi geliştirmek
Nutrigenomik test sonuçlarını aldıktan sonra (ikinci adımda), metilasyon döngü fonksiyonu desteklerini kullanıma sokacaksınız. Bu destekler sayesinde, mikrobiyal dengesizliklerle daha yoğun şekilde ilgilenirken doğal olarak detoks yapmış olacaksınız. Sindirim sistemi organlarını, bu süreç için önceden hazırlamak bu yüzden çok önemlidir..
Sindirim sistemi organlarını onarır ve canlandırırken, vücut, besleyicileri alma ve programın ikinci adımı için önemli olan toksin atımı konusunda daha yeterli hale gelir. Ayrıca sindirim sistemini güçlendirmek; mikrobiyal oluşumlarla uğraşmak için daha iyi bir ortam yaratır. İkinci adımda, zor bakteri ve virüsleri elimine etmek için çabalarımızı bir üst seviyeye getireceğiz. Fakat öncelikle sürece zemin hazırlayarak başlayacağız.
Desteğe ihtiyaç duyan organlar arasında, karaciğer, böbrekler, pankreas, mide ve bağırsaklar bulunabilir. Ayrıca, iyileşmeye zemin hazırlayan anahtar hormonlara ve nörotransmitterlere de yöneleceğiz. Bazen, bir tamamlayıcı ihtiyacı, açıkça farkedilebilir. Örneğin eğer çocuk kabızsa ve antibiyotik kullanıyorsa, birçok ebeveyn, probiyotikler yoluyla sağlıklı bağırsak bakterisini yerine koymak gerektiğini anlar.
Eğer çocuğun birçok alerjisi varsa, hem bağırsak desteği hem de bağışıklık artırıcı tamamlayıcılar açıkça yapılması gereken seçimlerdir. Eğer çocuk, tatlıya karşı aşırı reaktif ise, birçok aile, diyetle şeker alımını kontrol etmenin ve pankreası desteklemenin önemli olduğunu bilir.
Ayrıca testler bakteri, maya ya da diğer mikro organizmaların varlığını ortaya koyuyorsa bağırsak sağlığını destekleyen protokolleri izlemek tavsiye edilir. Bununla birlikte çocuk, açıkça ortada olmayan bir ek desteğe de ihtiyaç duyabilir. Bu yüzden bu bölümde, tamamlayıcıların spesifik amaçlarını ve alınmaları gerektiğine işaret eden test sonuçlarını, semptomları göreceğiz.
Çok maliyetli olduğu için her aşamada çocuğunuzu test ettirmenizi önermeyeceğim. Fakat, eğer siz ya da doktorunuz, spesifik organ desteğini işaret eden semptomlar görürseniz, düşüncenizi doğrulamak için her zaman test yaptırabilirsiniz.
Ayrıca, ikinci adımda, metilasyon desteği kararına varmadan önce, temel alınması iyi olacak belirli testler vardır. Bunlar; Birinci Adım’ın başlangıcında, Birinci Adım sırasında ya da İkinci Adım’ın başlangıcında yaptırılabilir. En azından, idrar amino asit testi ve metabolik analiz (ya da OAT) profili yapmak iyidir..
Ayrıca,suplamentlerin, istediğiniz sonuçları verip vermediğini anlamak için yeniden test yaptırabilirsiniz.
Karaciğer, mide, pankreas ve bağırsak sistemi fonksiyonları etkileşim içindedir. Bu nedenle, sindirim organlarından birindeki problemler, diğer organlarda da dengesizlikler yaratır ve bazıları önemlidir.

Karaciğer

Karaciğer, vücudun en önemli organlarından biridir. Karbonhidratları metabolize etmek için çalışır; vitamin ve mineralleri depolar ve sağlıklı kan şekeri ve hormon düzeyleri için, düzenleyici mekanizmalara sahiptir. Karaciğer aynı zamanda, sindirim atıklarının eliminasyonunda temel rol oynayan safrayı üretir. En önemlisi, vücut detoksunun merkezidir.
Sağlıklı karaciğer, bütün vücudu etkin şekilde detoks yapmak için kullanılan enzimleri üretir. Karaciğer aynı zamanda vücudun en güçlü antioksidanlarından biri olan glütatyonu en yüksek düzeyde içerir. Glütatyon, karaciğerin hem Faz I hem de Faz II detoks sistemleri için gereklidir. Maalesef glütamat, karaciğerin glütatyon depolarını azaltabilir. Ayrıca, enfeksiyon, iltihaplanma ve düşük mineral, magnezyum düzeyleri, glütatyonu düşürür. Neyse ki, bazı bitkiler ve diğer tamamlayıcılar, karaciğer sağlığı için çok yararlıdır. Ayrıca, II: Adımda mutasyonların üzerine eğilmek, vücudun glütatyon üretmesine de yardım eder. Önerilen destekleri kullanmayı seçebilir ve ayrıca aşağıda listelenen isteğe bağlı testleri yaptırabilirsiniz.

Karaciğer Desteği İhtiyacını Gösteren Laboratuar Testleri

• Yüksek AST (SGOT) ya da normal AST altı
• Yüksek ALT (SGPT) ya da normal ALT altı
• Yüksek alkalin fosfataz (ALP)
• Yüksek laktat dehidrogenaz (LDH)
• Yüksek bilirubin
• Yüksek trigliserid
• Dışkı testlerinde yüksek toksik metal atımı
• Yüksek kolesterol
• Sülfür bazlı şelasyon ajanları ile uzun dönemli şelasyon

Böbrekler

Böbrekler, boşaltım organları arasındadır. Hem kronik viral enfeksiyonlar hem de detoks, böbrekler üzerinde stres yaratır. Böbrek desteği gerekir. Kronik olarak, yüksek kreatinin düzeyleri, güçlü böbrek desteği ihtiyacına işaret eder. Eğer test sonuçları bir aydan daha fazla yüksek kreatinin ortaya koyarsa en azından OraKidney, Kidney Inflammatory Pathway Support RNA ve karahindiba yaprağı düşünebilirsiniz. Ayrıca, yüksek antikor titreleri gibi kronik viral sorunların herhangi bir göstergesi varsa uygun böbrek desteği kullanılmalıdır.

Böbrek Desteğini Gösteren Laboratuar Testleri
• Yüksek BUN
• Uzun periyotlarla metallerin idrar atımı/detoks
• Uzun periyotlarla yüksek kreatinin düzeyleri

Pankreas

Pankreas, kan şekerinin ana hormonal düzenleyicisi (glikoz) ensülini salgılar. Pankreas, sağlığımızın düzelmesi için önemlidir. Fonksiyonları bozuk pankreas, diğer dengesizliklerin yanı sıra yüksek glütamat düzeylerine, düşük GABA düzeylerine, sekretin azalmasına, düşük kolesistokinine (CCK) ve K vitamininin azalmasına katkı yapar.
Organ fonksiyonları birbirine bağlıdır, bu yüzden, sindirim sistemi organlarının her birinin optimal fonksiyonuna bakmak önemlidir. Eğer pankreas ve karaciğer fonksiyonları bozuksa, yiyecek sindirimi ve yiyecek asiditesinin dengelenme işlemi bozulabilir.
Bağırsak ortamında dengesizliler yaratmaya ek olarak -bu bölümün ilerisinde daha ayrıntılı olarak anlatacağım- aşırı asit, problemler dizisinin gelişimine yol açar. Yeterli safra olmaksızın (asit düzeyleri ile bağıntılı), yağlar düzgün şekilde sindirilmez, bu da yağda çözünen besleyicilerin (A, D ve K vitaminleri gibi) emilimini düşürür. Ayrıca yetersiz miktarlarda sekretin ve kolesistokinin (CCK), beyin fonksiyonlarının bazı ana alanlarını etkiler. Örneğin, CCK’nın düşük beyin düzeyleri, anksiyete ve panik ile ilişkilendirilir. Bunlar ve diğer başka nedenlerle pankreas desteği çok önemlidir.

Pankreas Desteği için Laboratuar Sonuçları ve Diğer Göstergeler

• Sürekli yüksek glikoz
• Sürekli düşük glikoz
• Yüksek trigliseridler
• VDR (D vitamini reseptörü) Fok +- ya da VDR Fok++ Mutasyonlar
• CSA’da (kapsamlı dışkı analizi), pankreatik elastazda dengesizlik
• CSA’da (kapsamlı dışkı analizi), chymotrypsin değerlerinde dengesizlik
• CSA’da (kapsamlı dışkı analizi), kısa zincirli yağ asitlerinde (Iso-butryrate, iso-valerate ve n-valerate) dengesizlik
• CSA’da(kapsamlı dışkı analizi), uzun zincirli yağ asitlerinde dengesizlik

Sindirim Sistemi

Çocukların çoğunun bağırsak geçirgenliğine bağlı problemleri, “aşırı geçirgen bağırsak” (leaky gut) olarak anılır. Mikropların, aşırı geçirgen bağırsak ve irritabl bağırsak sendromunda (IBS)doğrudan payı vardır. Önceki bölümde bahsedildiği gibi, bu gıda entoleransının temel nedenidir. Ne yazık ki, ağır metaller, fırsatı kaçırmaz ve mikroplarla iş birliği yaparlar. Bu da, bağırsak sağlığı hali hazırda tehlikede ise metal detoksunu daha zorlaştırır. Bu nedenle, bağırsak sağlığının kazanılması için çalışmak, detoks için temel ön şarttır ve program boyunca sürdürülmelidir

Aşırı Geçirgen Bağırsağın İçinde Neler Oluyor?

Görebileceğiniz gibi, bağırsak içini kaplayan hücreler, yan yana dizilmiş, aralarında boşluk olmayan tuğlalar gibidir. Bu hücreler ya da tuğlalar, yakın ve birbirine sıkı sıkıya bağlı durduklarından, sistem dışına doğru ilerleyen materyalin hepsini bağırsak içinde tutar. Ancak boşluklar geliştiğinde, materyal, bağırsak dışına çıkıp kan akışına karışabilir ve yabancı maddelere karşı bağışıklık tepkisini tetikleyen antikorları uyarabilir.
Organizmalar, dışarı kaçtığında, büyük bir iltihabi süreci başlatırlar. TNF-alfa ve IL-6 gibi iltihap belirteçlerinin salgılanması ile vücudu olumsuz etkileyebilen diğer kimyasal reaksiyonlar oluşur. Bunlar; eksitotoksin hasar riskinde artışın yanı sıra ruh hali ve idrak üzerindeki etkileri kapsar.
Bağırsak dengesizliklerinin, diğer fonksiyon alanlarını birçok şekilde etkilemesinin dışında, kronik bakteriyel ve yanı sıra viral enfeksiyon, TH1 ve TH2 hücreleri tiroid hormonlarında dengesizlikler üretebilir. Birçok başka örnek verebiliriz fakat işin özeti bağırsak, bakteriyel ve viral dengesizliklerin vücut çapında probleme neden olmasıdır.

Geçirgen Barsak İçinde Neler Oluyor?

• TNF- Alfa ve IL-6 gibi inflamasyon markırları artar ve vücutdaki diğer biyokimyasal reaksiyonları etkiler.
• Ruh halini etkiler, eksitotoksin hasar riskini artırır.
• Kronik viral ve bakteriyel enfeksiyonlar tiroid hormonları dengesini bozar.(Th1-Th2)
• Sindirim dengesizlikleri fazla aside neden olabilir. Asidik barsak mikroorganizmaları çoğaltır. Fazla glutamat da durumu daha da şiddetlendirir.
• MSG da reflüyü şiddetlendirir.
• Fazla asidik ürünler Vit-K eksikliğine yol açar.Vitamin K normal koşullarda yeşil renkli bitkilerden barsaklarda üretilir. Vitamin-K Kalsiyum metabolizması için önemlidir. Kalsiyumun patolojik birikimini önlemeye yardımcı olur, eksikliğinde kanamaya meyilli olunabilir. Vitamin K kanamayı durdurmaya da yardımcıdır. Ayrıca
Şeker metabolizması için de Vitamin-K kritiktir. Vitamin- K’nın fazlası pankreasda depolanır bu şeker dengelenmesi için kritiktir. Hemen hemen bütün otizmli çocuklarda şeker seviyesini dengeleme
sorunları görülür. Dolayısıyle buna bağlı (hipoglisemiye) anksiyeteyi önlemede de yardımcıdır.
• Barsakda doku bütünlüğü ve sindirimi destekleriz.
• Sağlıklı barsak bakterilerini destekleriz.( rotasyonlu probiotik kullan ve prebiotik )
• Zararlı bakterileri ortamdan uzaklaştırmak için (aneorob,aerob,fakültatif) bitkisel destekler verilebilir.
• Tüm bağışıklık sistemini destekleriz.
• İnflamasyonu önlemek için gereken destekleri veririz.

Öyleyse buna karşı en iyi strateji 

Bağırsak Dengesizliklerinin Üzerine Gitmektir
Mikroplara karşı koymanın bir yolu reçeteli antibiyotiklerdir. İlaçlarla sorun yaşayan kişilere bunu önermem, IBS için kullanılan bazı ilaçların istenmeyen yan etkilerini fark etmek önemlidir. Örneğin bazıları glütatyon düzeylerini etkiler. Ayrıca metilasyon döngüsünün ana fonksiyonel yönü olan BH2-BH4 çevrimine yardım eden bir anahtar enzimi de engeller. Yararlı bakterinin iyi bir karışımını elde etmek tamamlayıcıları dönüşümlü olarak kullanabilirsiniz.
Bahsedilen bütün probiyotikleri almanız gerekmiyor fakat iyi bir karışım elde etmek için değiştirerek kullanmalısınız. Bu planı izleyerek normal floranın gelişebileceği ve sorun yaratan organizmaların eliminasyonuna yardım edebileceği bir ortam yaratırsınız.

Aşırı Asit

Bağırsak dengesizliğinde bir başka anahtar faktör aşırı asittir. Genellikle sindirim fonksiyon bozukluğunun farklı alanları bir araya gelerek aşağı yöndeki sarmalı oluşturur. Örneğin hem mide asidi fazlası hem de yetersiz safra (azalmış karaciğer fonksiyonuna bağlı olarak) varsa, sonuç, bağırsak sisteminde asit fazlası ve asit pH’ının düşmesidir. Asidik bağırsak; anaerobik (oksijensiz yaşayabilen) bakteri çeşitleri, bir dizi Klostridyum türü dahil, mikroorganizmaların büyümesine daha elverişlidir. Ayrıca maya, Eschericia Coli (E. Coli) ve Streptococcus yaygındır ve bunlar normal bağırsak florasını bastırır.
Normal florada bu dengesizlik, eksitotoksin glütamat tarafından artırılır. Fazla glütamatın enterohemorajik E. colinin özellikle asidik koşullar altında yaşam şansını artırdığı gösterilmiştir. Glütamat alımının, MSG’nin kendisi gibi fazla aside ve mide yanmasına neden olduğu bildirilmiştir.
Bütün bu nedenlerle, fazla asiditeye karşı ve sağlıklı bağırsak mikroplarını korumak (ve dost olmayan maya, bakteri, parazitleri, helikobakteri ve diğer problematik florayı elimine etmek) sindirim sistemini iyileştirir, vücuttaki bulaşıcı ajanların yükünü hafifletir ve bağışıklık sistemini canlandırmaya yardım eder.
K Vitamini Eksikliği Hakkında Bir Not
Fazla asiditenin yan ürünü K vitamini eksikliğidir. K vitamini, yağda eriyen bir vitamin olmakla birlikte diğer yağda çözünen vitaminler gibi depolanmaz. Bu yüzden günlük olarak alınması gerekir. Normal olarak bağırsak bakterileri, yeşil yapraklıları işlediğinde, K vitamini üretilir. Ancak normal flora bozulduğunda genellikle K vitamini eksikliği görülür.

Niçin K vitaminine ihtiyaç duyarız?

Öncelikle, güçlü kemikler ve sağlam dişler için gereken sağlıklı kalsiyum metabolizması için zorunludur. K vitamini; kalsiyumun, kemiklerde ve dişlerdeki uygun şekilde yerine konması için kalsiyum ve glütamat ile enzimatik olarak tepki verir. K2 vitamini, kalsiyumun dokuda patolojik olarak birikmesini –hücre ölümüne yol açan önemli bir faktör- önlemeye yardım edebilir.
K vitamini, aynı zamanda, fazla morarma ve kanamayı önlemek için kanın pıhtılaşmasını etkiler. Pankreas yüksek düzeylerde K vitamini içerir. Bu, şeker regülasyonu için çok önemlidir. Otistik davranış gösteren çoğu çocuğun, şekeri tolere etme yeteneklerinde yetersizlikler vardır. K vitamini; şeker regülasyonunu destekleyerek, hipoglisemik ilişkili anksiyete ataklarını kontrol etmeye yardımcı olur. Beynin yanı sıra eksitotoksin glütamat toplayabilen diğer organ pankreastır. Sonucunda, pankreas ve şeker regülasyonu hasar görür. Glütamatı kontrol etmek ve K vitaminini artırmak, bu nedenle pankreasın görevini yapmasına yardım eder.

K Vitamini Açısından Zengin Yiyecekler

• Avakado
• Brokoli
• Kabak
• Kanola yağı
• Havuç
• Karnabahar
• Kereviz
• Salatalık
• Bezelye
• Kivi
• Patates
• Kıvırcık salata
• Miso
• Zeytinyağı
• Fıstık yağı
• Antep fıstığı
• Erik
• Snap beans
• Soya yağı
• Ispanak
• Tatlı biber
• Domates
• Şalgam
• Tere

Bağırsak Sağlığı için Anahtar Faktörler

Bağırsak sağlığını kazanmak için çalışırken bağışıklık sisteminin temel olarak, bağırsak sistemine bağlı olduğunu hatırlamalıyız. Sonuç olarak, bağırsak sağlığını düzeltmek, aşağıdaki koşulları gerektirir.
• Bağırsak dokusunun bütünlüğünü ve sindirimi destekler
• Sağlıklı bağırsak bakterileri için elverişli, sağlıksız mikroorganizmalar için elverişsiz şartlar oluşturmak
• Genel bağışıklık fonksiyonunu güçlendirmek
• İltihaplanma sorununu çözmek

ideal olan, tek bir mikrobiyal destek bitkisinden yüksek doz yerine birçok farklı bitkiden az az kullanmaktır. Bu, örneğin yedi farklı bitkiden düşük dozları günde üç kez kullanmak anlamına gelse de, daha sürekli doz almış olacaksınız ve gerçekten bakterileri öldürmeye yardım edeceksiniz.

Reçeteli Anti-mikrobiyaller

Reçeteli anti-mikrobiyallere ilişkin olarak, birçok ebeveyn, “benim çocuğum, gerçekten bu antibiyotiklere ihtiyaç duyuyor mu,” diye sorar. Eğer çocuk antibiyotiğe gerçekten ihtiyaç duyuyorsa, kullanın. Eğer bitkisel anti-mikrobiyaller işe yaramıyorsa, bu mikropları kontrol altında tutmak ve vücudu desteklemek için ne gerekiyorsa onu yaparsınız. Eş zamanlı olarak probiyotiklerle ilave yapmayı unutmayın.

Vücutta kronik bakteriyel enfeksiyon ile beraber, bakteriyel yüke tipik şekilde eşlik eden alüminyum birikmesi, (eğer doktorunuz organizmalardan kurtulmak için önerdiyse) reçeteli antibiyotik kullanımından daha zararlıdır. Daha sonra, doğal ürünleri kullanarak, bağırsak sağlığınızı uzun dönemli olarak koruyabilirsiniz.

Tekrarlıyorum, üç, dört, beş –altıya kadar- farklı normal florayı dönüşümlü olarak kullanmanızı öneriliyor. Onları karıştırırsak  vücut alışarak görmezden gelmez.

Bağırsak protokolünün kalanı ile kullanılarak, Stomach pH Balancing RNA, bakterileri azaltmak ve sağlıklı bağırsak florasını sürdürmek için pH dengelemeye yardım edebilir. Bakteriyel enfeksiyon, büyüme hormonunu baskılayabilen somatostatin’de artışa yol açar.

CCK

Sindirim sistemi peptid hormonu, kolesistokinin (CCK), anahtar rolü olan fakat sık sık gözden kaçan bir oyuncudur. Pankreas desteğindeki ve beyin fonksiyonundaki rolünün yanı sıra, CCK her zaman vücuttaki kronik bakteriyel yükü çözmeye de yardım eder. Kronik bakteriyel problemleri ele almak için DR yasko CCK’yı, pankreas desteği için kullanılan ¼ tabletten fazla kullanmak gerekir. ¼ tablet, yanı sıra 1/8 damlalık CCK Support RNA ile başlamayı ve giderek CCK’yı (Resist Fax Apex Lean) ¼ miktarda artırarak zamanla günde üç tablete kadar çıkmayı önermektedir.
Zamanla kronik bakteriyel sorunlara yardım etmek için ihtiyaç duyacağınız maksimum dozu fark edeceksiniz. Biyokimyasal yapısı gastrine benzer olduğu için, BH4, Bio Thyro ve bazı karışımlarla birlikte CCK’nın alüminyum atımına yardım ettiğini gözleyebilirsiniz.

Laboratuar test Sonuçları ve İstenmeyen Bakteri Göstergeleri

• Kronik kulak enfeksiyonları öyküsü
• Maternal streptokokal enfeksiyon öyküsü
• Bakteriyel zatürree öyküsü
• CSA’da, (Kapsamlı Dışkı Analizi) Streptokok, E. Koli
• CSA’da diğer bakteriyel patojenler
• OAT/MAP’da yüksek kynurenic, CSA ile TEYİTLİ
• OAT/MAP’da yüksek quinolinic, CSA ile TEYİTLİ
• OAT/MAP’da yüksek FIGLU ve DHPPA
• Düşük bağırsak pH’i
• CSA (Kapsamlı Dışkı Analizi), “temiz” ise anaerobları aramak için Mide Bağırsak Sistemi Profili’ne bakın.
• Mantar Dengesizliklerini İşaret Eden Laboratuar Test Sonuçları
• CSA ile teyit edilmiş OAT/MAP’da yüksek arabinoz sonuçları
• CSA’da gösterilen mantar, kandida varlığı

Helikobakter’in İstenmeyen Düzeylerini Belirlemek İçin Laboratuar Testleri

• Helikobakter testi(nefes testi,Kapsamlı gaita analizi)

İltihaplanma Göstergeleri
• CSA teyitli düşük bağırsak pH’i
• CSA’da, sIgA düzeylerinde dengesizlik
• CSA’da, laktoferrin düzeylerinde dengesizlik
• MAP ya da OAT testinde yüksek kynurenic ya da quinolinic

Bağışıklık Desteği İhtiyacını Gösteren Laboratuar Test Sonuçları
• ImmunoSciences test panellerinde dengesizlikler

Bağırsak Programının Özeti
Eğer çocuğunuz bağırsak florasını dengede tutmada zorluk çekiyorsa, bağırsak programının aşağıdaki üç yönünü uygulamayı dikkate almanızı öneririm:
1. Bağırsak ortamını değiştirin. İdeal olmayan organizmaların büyümesi için daha az olanak sağlayan bir ortam oluşturmak ve yararlı organizmaların uzun dönemli gelişimin teşvik etmek için destekler kullanın.
2. Çeşitli kaynakları dönüşümlü olarak (haftanın her günü bir tanesi) kullanarak normal florayı oluşturun.
3. İdeal olmayan bağırsak mikroplarını elimine edin. İdeal olmayan mikropların mevcudiyetini ortaya koyan test sonuçlarına bakarak çocuğunuz için en iyi bağırsak bitkileri karışımını kesin şekilde belirleyebilirsiniz.

Özetlersek:

LABORATUAR ENDİKASYONU LİSTESİ

* Kronik kulak enfeksiyonu Barsakda düşük PH

* Geçirilmiş Streptökok Hikaye Bakteriyel Pmömoni hikayesi

* MAP testinde Kynurenic yüksekse Quinolinic yüksekse (MAP)

* FİGLU ve DHPPA yüksekse (MAP) Arabinose yüksekse (MAP)

* Kanda çok düşük yada yüksek Eosinofiller

Eğer strep, E.Coli, ve diğer bakteriyel patojenlerden şüpheleniliyorsa CSA testi yapılır.
CSA testinde sorun görülemezse aneorob bakteriler ve mantarlar GIF testi ile aranabilir.

Parazit için paradex kullanılıabilir.  (hekiminize danışın).

İNFLAMASYON GÖSTERGELERİ

• Barsak PH ‘ı Düşükse

• SlgA dengesizlikleri (CSA da)

• Laktoferrin dengesizlikleri (CSA da)

• Kynurenic ve quinolinic Yükseklikleri (MAP)

Bağırsak Florası

Bağırsaklar alan olarak 300 -400 m2 büyüklüğünde, yani bir top sahasının yarısından biraz daha büyüktür. Bağırsak florasında bilinen 500 tur bakteri mevcuttur ve bunlar 100 trilyon arasında yekun tutar ve insandaki hücrenin 10 katıdır. Bunlar genellikle kalın bağırsaktadır. Sağlıklı bir insanda bağırsak florasındaki bakterilerin % 98’i faydalı olup yediğimiz besinler-deki proteinleri aminoasitlere, karbonhidratlar, disakkaritlere ve yağları yağ asitlerine dönüştürürler.

Örneğin proteinler 30 000-300 000 molekülden oluşur ve bunu amino asitlere (tek moleküle) enzimler veya bakteriler aracılığı ile dönüşürler. Faydalı bakteriler bir taraftan besinleri parçalayarak moleküllere ayırırken diğer taraftan da BC (Folikasit), B2, B6, B12 ve K-Vitamini üretirler. Aşırı et, peynir, yumurta ve mamulleri yiyen kişilerin sindirim organları zamanla yeterince ve kaliteli enzim salgılayamazlar ve bakterileri de görevlerini yapamayınca sindirim problemleri başlar. Faydalı bak¬terilerin oranının azalması ile onların yerine patojen (hastalık yapan) bakteriler, virüsler, mantarlar ve parazitler yerleşir ve dengeler bozulur. Kişide immün zafiyeti (bağışık sistemi), alerji, enfeksiyona karşı dayanıksızlık, iltihaplı hastalıklar vb. rahatsızlıklar ortaya çıkar.

Probiyotikler

Bağırsak mukazasını (bağırsak duvarını) zararlı maddelerden korur. Bağışıklık sistemini güçlendirir. BC (Folikasit), B2, B6, B12 ve K-Vitamini üretirler. Yiyeceklerin hazmını kolaylaştırır, Mantarların ve bakterilerin üretmiş olduğu toksik maddelerin kana geçmesini engeller.Bağışıklık sistemini güçlendirir. Kronik iltihaplı hastalıkların oluşmasını önler. İshali kabızlık, şişkinlik ve gaz oluşumunu önler. Matar ve bakterilerin üretiği toksik madeler başağrısı, migren, depresyon, panik atak gbi rahatsızlılara sebep olur, propbiyotikler bunu önler. Yaşlanmayı ve hatta kanser gibi ağır hastalıkları önler. Lenf sisteminin % 85’i bağırsaklardadır, lenf sistemini güçlendirirerek kokuşmayı önler.

Kalın bağırsaklarda 500 tür ve miktar olarak 100 trilyon civarında ve de ağırlık olarak takriben 1,5 kg bakteri ve mantar bulunur. Bakterilerin bir kısmi fecesle (dışkı) ile dışarı atılır ve bu yolla dışarı atılan bakteri oranı bir yılda 70 kg.ı bulur. Bakteriler protein artıklarını parçalayarak moleküllere ayıran bakteriler (bakteroides, proteus, E. coli, ve clostrium gibi) ve karbonhidrat artıklarını parçalayarak moleküllere ayıran bakteriler (Bifidobakterium, laktobacillus ve streptokokçu faecalis gibi) arasında bir denge vardır. Faydalı bakterilere probiyotikler denir.

Antibiyotik ilaçlar, konserveli besinler, hazır yiyecekler (hamburger , Cheesburger vb.) asitli içecekler, (cola vb.) aşırı hayvansal besin, siyah çay ve kahve faydalı bakterilerin azalıp zararlı bakterilerin çoğalmasına neden olur. Böylece zamanla E. coli, enterokokken ve clostridin gibi bakte¬rilerin oranı aşırı artar. Buda başta alerji olmak üzere birçok hastalığın ortaya çıkmasına neden olur. Manchester mikrobiyolojik araştırmalar merkezinden Dr. M. Moradı10 alerjik rahatsızlıkları olan ve 10 alerjik rahatsızlıklar olmaya bir yasındaki bebekler üzerinde araştırma yapmıştır. Bu araştırmalarda alerjik rahatsızlıkları olanların kalın bağırsaklarında yüksek oranda clostridium difficile tespit edilmiş ve bu bakterinin de igG oranını yükselttiği görülmüştür

Berlin Postam’dan Dr. Habil Jurgen Schulz bağırsak florasının bebeklerin doğduktan sonra anne sütü, inek sütü veya mama ile beslenmelerine göre şekillendiğini tespit etmiştir. Buna göre anne sütü ile beslenen çocukların bağırsak içeriğinin pH-Değeri 3,5-5 arasında ve mama ile beslenenler de ise pH-Değerinin 7 veya hafif üzerinde olduğunu tespit etmiştir.Sindirim organları günde ortalama 7 -8 litre salgı (enzimler, hormonlar, vitaminler, asitler ve alkalik maddeler) üretir. En ideal enzim pH-Değerinin 4,5-6,5 arasında olması halinde salgılanır.

PH-Değerinin nötre, yani 7’ye yakın olması halinde enzimin kalitesi %70’lere vara oranda düşer. Buda kişinin yediklerini sindirmeden çıkarması demektir, yani besinlerdeki vitaminler, mineraller, aminoasitler, yağ asitleri ve glikozlardan yeterince istifade edemez. Bağırsaklardaki pH-Değerini nötrlü bir ortamda seyri halinde proteinler aminoasit yerine biyojen aminlere dönüşürler ve bunlardan özellikle de histamin alerjiye sebep olur. İkinci olarak Amonyum (NH4+) yerine Amonyak (NH3) oluşur. Amonyak nötr olduğundan kolayca kana karışır, bu ise hücreler için bir zehirdir.

Üçüncü olarak faydalı bakterilerin yeterince B-Vitaminleri üretememesi nedeniyle Homocystein elimine edilemez, bu ise oldukça tehlikeli maddedir. Homocystein LDL-Kolesterolünü oksitler ve yabancılaşan kolesterolü makrofaj yiyerek süngersi artık maddeler oluşur ve bu da damarların iç yüzeyine yığılarak damar sertliğine sebep olur. Bu da ilerleyen süreç içinde başta beyin kanaması ve kalp enfarktüsüne sebep olur (OMZ 3.03.4). Dördüncü olarak bağırsaklarda faydalı bakterile¬rin antibiyotik ilaçlar nedeniyle azalmasından dolayı onun yerine tehlikeli mantarlar çoğalır ve artan mantarlar zehirli gazlar ve zehirli alkoller üretirler ve bunların karaciğer tarafından arıtılması Sindirim organlarını yorar ve asli görevini yapamayan sindirim organları yıpranır.

Beşinci olarak bağırsak florasının bozulması zamanla pankreas, karaciğer, mide ve bağırsakların ürettiği enzimin kalitesinin düşmesi nedeniyle kişide yağ-, protein- ve karbon hazımsızlığı nedeniyle kişide yağlanma, şişmanlık, damar sertliği ve alerji gibi hastalıklar ortaya çıkar. Ayrıca bağırsak florasının bozulmasına dişeti iltihaplanması, lef bezelerinin iltihaplanması, alkol, sigara, aşırı kahve ve aşırı siyah çay içmede sebep olur.

Akut pankreatitte bağırsaklar 30.000 Daltona varan orandaki büyük moleküllerin dahi geçmesi için kanalları büyütür. Enzimlerin kalitesi düştüğünden besinleri tam sindirilmez ve bu nedenle bağırsaklar geçişleri kolaylaştırmak için kanalları (virüsler) genişletir. Böylece tam sindirilmemiş besin maddeleri absorbe edilir ve bu alerjiye sebep olur. şayet kana sadece besin maddeleri geçmez aynı zamanda Candida albicans isimli maya mantarı da kana geçerse ve bu kan dolaşımın iflası ve yani ölüm demektir.

Altıncı olarak Bir diğer önemli faktör ise Midenin ağır katkı maddesi içeren besinler (konserveler, çikolata, kek vb.) ve soft içecekler (cola, fanta vb.) nedeniyle tahrip olur. Böylece zamanla çok kolay gastrit (mide İLTİHAPLANMASI, mide mukozası İLTİHAPLANMASI) oluşur. Bu nedenle Mide yeterince intrinsic faktörü (sialinasitli glukoprotein) salgılayamaz. İntrinsic faktörü B12-Vitamini, Folikasit, Methionin ve minerallerin bağırsaklar tarafından absorbe (emilme) edilmesini sağlar. Yani nasıl ki diyabet hastalan için ensülin önemli ise besinlerin sindirilmesi için de intrinsic faktörü o kadar önemlidir. intrinsic faktörünün yetersizliği vitamin ve mineral yetersizliğine sebep olur. Neticede birçok hastalık ortaya çıkar ve bun¬lardan bazıları: Alerji, deri hastalıkları, sindirim organlarındaki rahatsızlıklar, vb hastalıklar ortaya çıkar. (Nhp 12.03.1722)

SFS – Bağırsak Ekolojisi – Bakteriler

Barsaklardaki kalıcı flora ve geçici bakterilerle ilgili bir özet yapmak gerekirse: İlk grup, barsakta kalıcı bir şekilde koloni oluşturur ve önemli faaliyetler yürütür. İkinci grup ise çevreden ve besinlerden gelen mikroorganizmalardır ve günlük olarak sindirilirler. Bu bakteriler potansiyel olarak patojenik olabilir ve normal koşullarda barsak sisteminde kolonize olmayıp, sadece geçiş yaparlar.
Ortam koşullarındaki üreme gereksinimlerine uygun olarak, barsak florası bakterileri üç ana gruba ayrılabilir:
• Normal ortam koşullarda üreyen aerob bakteriler
• Sadece oksijensiz ortamda üreyen anaerob bakteriler
• Oksijen içeriği azaltılmış ortamda üreyen mikroaerofilik bakteriler.
Baskın metabolik aktiviteye bağlı olarak, barsak florası bakterileri üç alt sınıfa ayrılmaktadır:
• Lipolitik aktivitesi baskın olan bakteriler
• Proteolitik aktivitesi baskın olan bakteriler
• Sakkarolitik aktivitesi baskın olan bakteriler
Barsak ekolojisi bağlamında mikrobiyal türlerin önemi
Escherichia coli:
E. koli uzunca bir süre en önemli barsak bakterisi olarak düşünülmüştür. Ancak, E. koli kolon bakteri kütlesinin % 0,1’den azını temsil etmekte olup, floranın çoğunluğunu tam anaerobik bakteriler oluşturmaktadır.
E. koli kolonda önemli aktiviteler yürütmektedir:
• Antibakteriyel direnç: Enteropatojenik bakteriye karşı antagonistik aktivitesi olan sayısız mikrobiyosit maddelerin sentezi.
• Bakteriyel duvarın lipopolisakaritler (LPS), gruba özgü antijen ve düşük moleküler ağırlıklı peptitler vasıtasıyla barsak immün sistemi üzerinde doğrudan etki yaparak barsak bariyerinin stabilizasyonu.

Metabolik aktivite:

• Oksijenin varlığında ve anaerobik koşullar altında karbohidratların transformasyonu yoluyla kısa zincirli yağ asidi üretimi.
• Yüksek karbonhidrat konsantrasyonlarında gaz (H2 ve CO2) üretimi (emilimde azalma ya da sindirim bozuklukları)
• Protein kokuşması yoluyla enerji üretiminde artış (örn., aşırı hazım ya da sindirim bozuklukları). Kokuşma enzimleri optimum aktivitelerini 6.5’un üzerindeki pH değerlerinde gösterirler. Bozunma ürünleri, yani biyojenik aminler ve amonyum (barsak içeriğinin alkalileşmesi) potansiyel olarak zararlıdır.
E. coli değişkenleri sağlıklı bireylerde düşük konsantrasyonlarda bulunabilecek olan geçici bakterilerdir:
• Laktoz negatif E. koli enerji kaynağı olarak laktozu kullanmaz
• Hemolitik E. koli kültür medyasında eritrosit lizis yaratır.
105 CFU/g’nin üzerindeki değerler kötü beslenme, sindirim bozukluğu ya da kolonizasyona dirençte azalmanın göstergesi olabilir. Yüksek bir hemolitik suş yüzdesi, adhesinler gibi barsak mukozasına yapışmayı artıran patojenik faktörler üretebilir. Toksin sentezi de diyareye neden olabilir
Diğer enterobakteriler:
Fekal florada, özellikle vejetaryenlerde ve yaşlılarda, gıda alımından kaynaklanan ve geçici bakteriler olarak bulunma olasılığı olan en az otuz farklı enterobakteri türü bulunmaktadır. Metabolik aktivite temelde proteolitiktir, özellikle Klebsiella ve Proteus için. Biyojenik amin (cadaverin ve putrescein) sentezi, amonyum ve barsak içeriğinin alkalizasyonuyla sonuçlanır. Proteolitik enzimlerde optimum pH değeri 6.5’dur.
Bazı Klebsiella pneumoniae/oxytoca, Enterobacter cloacae ve Citrobacter freundii suşları enterotoksin üretip, diyareye neden olabilir.
Klebsiella spp ‘nin ürettiği ısıduyarlı toksin özellikle çocuklarda akut ya da inatçı diyareye neden olabilir. E. Coli’nin yanısıra, Citrobacter freundii gibi diğer genel patojenik olmayan enterobakteri Shiga-benzeri toksin üretim kapasitesi kazandırabilir ve değişen şiddette diyareye neden olabilir.
Enterococcus spp
Enterococcus spp. safraya karşı dirençleri ve asiditeleri nedeniyle kolonun zorunlu kalıcı florasına ve ince bağırsağa aittirler. Bazı suşları fermente gıdada (sosis ve peynir, …) bulunur. Enterokoklar temelde sakkarolitiktir; karbonhidratları enerji kaynağı olarak kullanırlar, kısa zincirli yağ asitleri üretirler, barsak içeriğini asitleştirirler ve çok sayıda bakteriyosit (enterosinler) ve bakteriyostatik ürün üretimi yoluyla antibakteriyel dirence katkıda bulunurlar.
Diğer aerobik bakteriler
Pseudomonas sp, Bacillus sp, Staphylococcus sp and Streptococcus sp, ortamdan ya da sindirim sistemi dışındaki vücudun bölümlerinden gelen transit bakterilerdir ve kolonda düşük miktarlarda bulunurlar.
Barsak kolonizasyonu geçici olabilir, ama barsak bariyerindeki karışıklığın bir göstergesi olma olasılığı da vardır.
• Pseudomonas aeruginosa özellikle yüksek konsantrasyonlarda bulunduğunda çocuklarda diyareye neden olabilir. Buna karşın, Ps. aeruginosa varlığı da örnekleme hatası, örn.WC’den alınan su nedeniyle olabilir.
• Bacillus cereus bulantı ya da kusmaya neden olan yüksek nişasta içeriği olan besinlerden gelen ısıduyarlı bir toksinin yanısıra sulu diyareye neden olan enterotoksini de sentezleyebilir. Sebze ve meyve açısından zengin bir beslenme uygulayan kişilerde yüksek Bacillus sp konsantrasyonları olabilir.
• Bazı Staphylococcus aureus suşları akut gastroenterite neden olan gıdalarda (süt ve süt ürünleri) çoğalma sonrası enterotoksin üretirler.
• b-hemolitik streptokokun yüksek konsantrasyonları hemoroit, fisür ve anal fistüller söz konusu olduğunda feçesleri kontamine edebilirler. Bunlar aynı zamanda kolonun inflamasyonuna da neden olabilir.

Lactobacillus

Laktobasiller çok sayıda bitkide bulunur ve gıda endüstrisinde (süt ürünleri ve sosisler) kullanılır. Laktobasiller, ince barsak, kolon, ağız ve vajinanın zorunlu kalıcı florasının bir parçasıdır. Laktik asit ve kısa zincirli yağ asidi üretimi (sakkarolitik aktivite), bakteriyosinler ve ortamlarının asidifikasyonu nedeniyle potansiyel açıdan patojenik kokuşma bakterilerinin büyümesini engellerler. Kokuşma florasının engellenmesi karsinojen üretimini azaltır. Laktobasillerin en iyi üreme ortamı pH < 6’dadır. Bacteroides-Prevotella-Porphyromonas Bu üç tür arasında en baskın olanı Bacteroides spp’dır; ince barsakta koloni kurup, kalıcı floranın en önemli bölümünü oluştururlar ve geçici ya da potansiyel olarak patojenik bakterilere karşı gösterilen koloni direncinde önemli rol üstlenirler. Metabolik aktiviteleri görece azdır. 7 ile 8 arasında optimum büyüme pH değerlerine sahip bakteriotlerin en büyük enerji subtsratını proteinler oluşturmaktadır. Bazı suşlar kolon karsinojenezinde yer alan, hayvan proteinleri ve yağ asidi yönünden zengin bir beslenme durumunda mutajenik maddelerdeki yüksek konsantrasyonlu safra asidinden üretilir. Bifidobacterium spp Bifidobakterilerin doğal habitatını kolon, ince barsak, ağız ve vajina oluşturmaktadır. Bifidobacterium, süt ürünlerinin olgunlaştırılmasında (örn. yoğurt) kullanılmaktadır. Yaşlılarda azalma eğilimi gösteren bu bakteriler zorunlu kalıcı barsak florasının önemli bir kısmını oluşturmaktadır. Emzirilen bebeklerde, bifidobakteriler doğumdan sonraki ilk haftanın bitiminde 109 ile 1011 CFU/g arası baskın bakteriyel popülasyonu temsil etmektedirler. Sayılarının çokluğu ve sakkarolitik aktiviteleri nedeniyle, laktobasiller ve enterekoklarla birlikte kısa zincirli yağ asitlerinin oluşumu ve barsak içeriğinin asidifikasyonu yoluyla koloni direncine katkıda bulunurlar. Bifidobakteriler ayrıca amonyağı asit pH’inde nitrojen kaynağı olarak kullanırlar. Uygun üremeleri 6 ile 7 arası pH değerlerinde olur. Clostridium spp Clostridium spp. kalıcı flora grubundandır ve ortamdan (toprak) gelir. Clostridium spp.’nin barsak ekolojisinde temel bir işlev göstermediği görülmektedir, ancak metabolik aktivitesi nedeniyle organizmaya zarar verme potansiyeli vardır. Bu nedenle koloni sayısı 105 CFU/g’ı geçmemelidir. Barsak hareketliliğinin ve çiğneme eyleminin azalması ve lif içeriği düşük yüksek kalorili diyet (aşırı yağ ve protein) sonucunda, yaşlılarda daima yüksek sayılarda gözlenmektedirler. Bifidobakteriyum ve laktobasillus ile düzenli değişim yapılması Klostridiyum artışını sınırlandırabilir. Yaşlılarda konsantrasyonlarının artması emilimde azalma, geçişte azalma, kötü beslenme ya da başka bir sindirim bozukluğunun göstergesi olabilir. Her ne kadar Klostridiyum spp sakkarolitik aktivite gösterse de, ağırlıklı metabolik aktiviteleri, amonyaklı proteoliz ve H2S üretimi ve lipolizdir. Yağ asimilasyonu tümör destekleyicileri gibi hareket eden steroit bileşenleri üretir. Clostridium spp yağ asitlerini bu asitlerin steroit halkalarını dekonjügasyon ve dehidroksilasyon yoluyla dönüşüme uğratır. Epidemiyolojik veriler “batı tarzı” (yağ oranı yüksek, lif oranı düşük) beslenme yoluyla dehidroksilasyon ürünlerin sentezindeki artış ile bu tür dysbiosis ve kolon ile meme kanseri arasında bir bağlantı olduğuna dair bulgular olduğunu göstermektedir. Bu enzimlerin optimum aktivitesi pH >6,5’dedir.
Clostridium spp. ayrıca endojen histamin üretimine katkıda bulunur.
Klostridiyumda aşırı artış olması durumunda, özellikle uzun süren antibiyotik tedavilerinden sonra şiddetli psödomembranöz kolite neden olabileceğinden “Clostridium difficile toxin A” tespiti yapılması önerilir.

Aşağıdaki tabloda aşırı Clostridium spp üremesinin olası nedenleri ve tamamlayıcı tanısal testlerle öneriler konusunda bir özet verilmektedir

Gastrointestinal sistem sadece gıdalardan alınan besinleri hazmetmek ve vücuda emmekle kalmaz, vücudun en aktif organlarındandır ve çoğunlukla bilinmediği kadar fazla ve önemli görevleri vardır.
• İnce bağırsağın boyu 6 metre ve yüzey alanı yaklaşık 600m2’dir, oysa akciğerlerin yüzey alanı 100m2 ve derinin ise 2m2’dir. Bu nedenle bağırsaklar çevreyle insan arasındaki en önemli arayüzdür.
• Bağışıklık sisteminin % 80’i bağırsaklarda yerleşiktir.
• Bağırsakta dengeli halde olması önemli olan bakteriler bulunur ve sayıları toplam vücut hücrelerinin 10 katı’dır.
• Dopamin ve Serotonin gibi nörotransmiter metabolizması bağırsaklarda beyne göre çok daha yüksektir.
• 100’den fazla hormon bağırsaklarda üretilir, tokluk ve açlığı düzenleyen hormonlar, gıda alımı kolon motor aktivitesi, duygular ile ilgili hormonlar ve büyüme hormonu gibi.
Tüm bu işlevlerin yalnızca sağlıklı çalışan bağırsaklarla daha iyi gerçekleşeceği çok açıktır.

Bağırsaktaki normal ve sağlık için olması gereken düzen birçok faktör tarafından olumsuz etkilenebilir.

• Bakteriyal ve viral enfeksiyonlar
• Parazitler ve Candida albicans
• Koruyucu maddeler
• Renklendiriciler
• Ağır metaller
• Çevresel toksinler
• Stres-Interferon-g, TNF-a
• İlaçlar, özellikle antibiyotikler
• Alkol
• Ekzokrin pankreas yetmezliği
• Kötü beslenme
• Disbiyoz
• Çürüme yaratan flora
Intestinal flora

Barsak florası aşırı yoğunluk ve farklılık özelliği taşımakta olup, aslen kolonda bulunur. Üretim feçesde gram başına yaklaşık 1012 bakteridir ve 400’den fazla farklı türden oluşur. Endojen bakterilerin büyük bir çoğunluğu tamamen anaerobiktir. Barsak florası, barsak epitelyumu ve barsakla bağlantılı lenf dokusuyla (GALT) yakın bir ilişki oluşturan gerçek bir ekosistemi temsil etmektedir. Barsak florası aynı zamanda farklı işlevsel faaliyetlere dahil olmakta, bazı besinlerin sindirimi ve emilimine müdahale etmektedir.
Çocuklar tüm yaşamları boyunca nispeten durağan kalacak, ancak beslenmeye bağlı olarak yüksek oranda bireyler arası değişkenlik gösterecek olan barsak florasını 1 ile 2 yaşları arasında kazanır.
İyi dengelenmiş bir fekal flora, barsak geçişinin düzenlenmesine katkıda bulunur ve potansiyel açıdan zararlı antijenlerin penetrasyonunu ve enterik patojenlerin çoğalmasını önler. Bu ekosistemin dengesi organik patolojiler (mukoza inflamasyonu) ya da fonksiyonel hepatik ve pankreatik rahatsızlıklar ve eksojen faktörlerle (kötü beslenme, immünbaskılama ve antibiyotik tedavisi) bozulabilir. Atipik bakteri kolonizasyonu ve barsak geçirgenliğinde artış barsak florasının bozulmasının sonuçlarıdır.

Özet olarak, fizyolojik floranın işlevleri şunlardır:

• Mukoza ve barsak bağışıklığının gelişimine katkı
• Patojenik maddeler yoluyla kolonizasyona direnç (bariyer)
• Barsak mukozası metabolizmasının modülasyonu
• B vitamini (B1, B2, B6, ve B12) ve K vitamini sentezleri.
Fekal flora çeşitliliğin çok olması nedeniyle, laboratuar araştırması amacıyla 400’den fazla bakterini türünün ekimini yapmak mümkün değildir. Ayrıca, floranın önemli bir kısmını ekim yapması ve tanımlaması zor anaerobik bakteriler oluşturmaktadır. Çok sayıda bakteri sadece küçük bir metabolik ve immünolojik rol oynadığından, rutin fizyolojik flora analizi, barsak ekosistemindeki işlevleri bilinen “ekilebilir” mikroplarla sınırlıdır.

Serpilgül Vural

İzinsiz ve kaynak belirtmeden kopyalanıp paylaşılamaz ve basıp dağıtılamaz !

Benzer Konular