Otizmlilerde Müzik ve Ritim Dil Gelişimini Etkiliyor mu?

Otizmlilerde müzik ve ritim  çalışmalarının oldukça faydalı olduğu hep söylenir. Deneyip de yarar gördüğünün belirten aile sayısı azımsanmayacak boyuttadır. Örneğin bu sene oğlumun piyaono eğitimi ile gösterdiği dil ve sosyalleşme alanındaki gelişmeleri beni ziyadesi ile şaşırttı diyebilirim.

Tüm gün spor yapsa da görmediğimiz yorgunluğu 50 dakikalık müzik dersinden sonra görmek cidden üzerinde durulması gereken bir durum olduğunu gözler önüne seriyor. Beynin tüm alanlarını yoğun olarak kullanmanın verdiği yorgunluk olsa gerek diye düşünüyoruz.

Aşağıda yer alan makalede de bir opera şarkıcısının bu konudaki çalışmalarına yer vermeye çalıştım.

Reyna Gordon sonunda kendi kariyerini tanımlayacak olan soruları düşünmeye başladığında kolejden yeni çıkmış bir opera şarkıcısıydı.

“Lisans eğitimimi bitirdiğimde İtalya’ya taşındım ve daha fazla dil dersi almaya ve beynin dilini ve beyindeki müziği düşünmeye başladım” diyor. “Müzik dinlerken, şarkı söylerken beynimizde neler oluyordu? Şarkı söylerken beynimde neler oluyordu?”
Bu sorular onu Fransa’nın Marsilya kentinde sinir bilimi alanında yüksek lisans yapmasına sebep olmuş.

Bugün, Gordon, Vanderbilt Üniversitesi Tıp Merkezi Kulak Burun Boğazı Bölümü’ndeki Müzik Bilişimi Laboratuarı direktörlüğünü yapıyor. Ritim ve gramer arasındaki bağlantıları, ritim ve müzik eğitiminin atipik dil gelişiminde çocuklara nasıl yardımcı olabileceğini araştırıyor.

Gordon daha önce iyi ritim becerileri ile dil bilgisinin iyi kavranması arasında çocuklarda bir ilişki olduğunu gösteren bir araştırma yayınladı. Müzikte ritmik farklılıkları tespit edebilen çocukların cümleleri bir araya getirmelerinin daha kolay başardıklarını keşfetti.

Gordon, “Ritim ve dilbilgisinin ortak  yanı, ikisinin de zamanla ortaya çıkması ve beyinlerimizin, duyduğumuz şeylere dayanarak ardından neler geleceğine dair beklentiler oluşturması” diyor.

Gordon, 5 yaşına gelindiğinde çocuklar genellikle karmaşık cümleleri anlıyor ve kullanıyor diyor. Ancak, araştırmaların gösterdiğine göre, çocukların yaklaşık yüzde 7’sinde IQ’ları normal aralıklarda bile olsa, otizm veya işitme engelli olmamasına rağmen, spesifik dil yetersizliği veya gelişimsel dil bozukluğu olarak bilinen ve dil becerilerini engelleyen durumlar tesbit edildi.

 

Genellikle herhangi bir tanı konulmaz ve fark edilmez.

 

Gordon, “Bazı gramer bilgisine sahipler, ancak yaşıtlarıyla aynı seviyede değiller” diyor. “Dolayısıyla, karmaşık fikirleri ifade etmek, özellikle de yüksek sınıflara geçtikçe gitgide zorlaşıyor.”

Laboratuvarında, Gordon, bir kısmı  zaten konuşma terapistlerine gitmekte olan dil engelliliği olan çocuklarla ve engeli bulunmayan çocukları araştırıyor . Gordon, buna ek olarak müzik ve ritim eğitiminin onlara yardımcı olup olmadığını görmek istiyor.

Bir ritim testinde, çocuklar farklı müzik ritimlerini dinliyor ve aynı olup olmadıklarını söylüyorlar. Yani, zamanlama ve tonlamalardaki değişikliklerle birlikte, bir dizi sözel heceleri taklit ediyorlar.

Gordon ve meslektaşları, bu yaz Boston’daki müzik, ses ve sağlık konulu bir konferansta yaptıkları araştırmalardan elde ettikleri bazı bulguları sunmayı planlıyorlar. Sonuçları merakla bekliyorum.

Serpilgül Vural Kınacı

Benzer Konular