Özel Olduklarının Farkında mıyız ?
Özel Eğitimde Ailenin Rolü ve Sahip Olması Gereken Sorumluluklar

Şöyle bir kendi kendime düşünüp, engelli çocuk nedir? Kimdir? Özel eğitim nedir, özel eğitimci kimdir diye düşündüğümde bazı tanımlamalar* /  bazı yorumlar oluşturdum kendimce ve bu tanımlamaların gereğinin yapılıp yapılamadığını kıyaslayarak özel eğitim algısı üzerine bu satırları kaleme almak istedim.
Özel Eğitimin literatürde birçok tanımını bulmak mümkündür, belki de standart tanımlamalarının yanında bakış açısına göre değişen çok çeşitli sonuçlara ulaşmak da mümkün. Bana göre özel eğitim “her çocuk parmak izi gibidir, kendine özeldir” demektir. Başka bir ifadeyle özel eğitim her çocuğun kendine has hususiyetlerini göz önünde tutarak bireyin kendine yetebilir hale gelmesinin amaçlandığı, ihtiyaçları ve yapabilecekleri çok iyi planlanarak, öncelikleri belirlenerek yapılan “özel bir eğitim alanıdır.”  Özel Eğitim, ailenin de bireyden dolayı özel olduğu gerçeği ile hassas noktaları görerek “aile eğitimini” de içine alan karmaşık bir süreçtir.

Özel eğitim alanı çalışmalarının içine “aile eğitimleri” eklenmelidir. Toplumsal bilinç düzeyini göz önünde bulundurup düşünecek olursak, özel eğitimin sınırlarının sadece bu alanda eğitimlerin verildiği merkezler veya okullarla sınırlı tutulmayıp, okul dışı yaşantılarla da tamamlanması gerektiğini söylemek mümkündür. Daha da önemlisi eğitim süreçleri toplumu da bu manada bilinçlendirmeyi amaçlamalı ve sosyal paylaşım alanlarımızı bu gerçeği göz ardı etmeden yapılandırmaya teşvik etmeliyiz.

Aile eğitimi özel eğitimin olmazsa olmazıdır. Konuyla ilgili toplumsal bilinci geliştirme çalışmalarımızı kamu spotlarına endekslemekten vazgeçmeliyiz. Daha geniş kitleleri de bu eğitim sürecinin bir parçası haline getirmeyi amaçlamalıyız. Bununla birlikte “Aman efendim bu hususta eğitimcinin görevleri şunlardır” demek de bir kısırdöngü yaratacaktır. Çünkü bu yaklaşımlar konuya gösterilecek hassasiyeti eğitimciler açısından sınırlandırmaya dönük adımlardır. Halbuki engelli çocuğun eğitimi standart eğitim algısının yanında ucu açık bir eğitim anlayışını da zorunlu kılmaktadır. Eğitimciler bu işin profesyonelleri olarak kendi rollerini oynarken toplumda da konuyla ilgili bir gönüllülük bilincinin tesis edilmesine gayret gösterilmelidir.

 

Eğitimciler-kurumlar-aile-akrabalar-komşular düzleminden baktığımızda eğer bilinçli bir yaklaşımın temelleri sağlam zeminde atılabilirse konuyla ilgili derinliği olan bir algı yaratılmış olur. Fakat gözlemlerime dayanarak ifade etmeliyim ki henüz bu bilincin çok uzağındayız. Yine bu eğitim süreci çerçevesinde eğitimci-birey, eğitimci-aile diyaloğu çok itinalı yürütülmeli, ailenin moral ve motivasyonu da mümkün olduğu ölçüde üst düzeyde tutulmaya çalışılmalıdır. Çocuğunun eğitimi için ilk adımı atmış olan aile zaten baştan çocuğuyla ilgili mevcut durumu kabul etmiş demektir. İşte ailenin mevcut durumu kabullenme psikolojisini iyi algılamak ve buna göre stratejiler geliştirmek eğitimcinin en temel sorumluluklarından biridir.

 

Ayrıca gerektiğinde eğitimci çalışmalarına aileyi de dahil etmeli ki  bu, ailenin çocuğu ile kuracağı ilişkide aile, eğitimcinin vermiş olduğu eğitimi-yaptığı çalışmayı destekler ve pekiştirme yollarını öğrenir. Çocuk da genel amaç;  amaçlı davranışlar kazandırmak ve anlamlı davranışlar geliştirmekse bu noktada aile de sürece dahil edildiğinde hızlı yol aldığını gözlemlerime dayanarak söyleyebilirim. Örneğin ebeveynler çocukları ile oyun oynamayı, oyun oynarken eğitici bir oyunu nasıl öğrenmede kullanacağını eğitimci ile yaptığı ortak çalışmalarda öğreniş olacaktır.

 

Özel eğitimci, özel öğrenmeye ihtiyacı olan dezavantajlı bireylerin öğretmenidir.

Özel Eğitimci bir yetkiye sahip olmaktan ziyade, “birey merkezli öğretme”  yeteneği kazanmış olmalıdır.  Görevlerinin temelinde bireyi iyi tanıma ve tanımlamadan sonra mesleki gerekliliğini yerine getirmek olmalıdır. Bunun yanı sıra özel eğitimci gerektiğinde yaratıcı çözümler üreterek engelli çocuğun durumuna göre kendi sorumluluk alanını genişletmelidir.  Her birey, her vaka bir bilgi kaynağı olmalı ve özel eğitimci bunu çok iyi gözlemlemelidir.

 

Engelli Eğitiminde Aşılamayan Engeller

Engelli çocukların sağlıklı bir eğitim süreci yaşayabilmeleri için bir takım düzenlemelerin yapılması hem kurumsal hem de yönetimsel anlamda önemlidir. Engelli çocuğun seviyesine uygun en iyi eğitimi alabileceği ortamlar hazırlanmalıdır. Eğitim her zaman basitten-zor olana doğru bir yol izlemektedir. Birey her zaman kendi içinde değerlendirilmeli, kıyaslanma-malıdır. Bireye kapasitesi doğrultusunda sorumluluk verilmelidir.

 

Uygulamalar için imkanlar ve ekonomik veriler, sosyal yaklaşım yetmiyor. Bunlarla birlikte özel eğitim kendi hususiyetleri noktasında gerekli düzenlemeler yapılmadığı için “eğitim” birçok kurum veya kuruluşta eksik boyutlu sürdürülüyor. Bu eğitim için gelen ailelerin zamanlarını boşa harcamalarına sebep olacak bir tablo ortaya çıkarmaktadır. Gerekli önlemlerin ivedilikle alınması zorunluluk halini almıştır. Özel eğitimin dinamiklerini oluşturan şeyler fiziki koşullarla da sınırlı değildir. Her şeyden önce özel eğitimciler sürekli kendilerini geliştirmelidirler. Aileleri eğitim sürecinin bir parçası haline getirmeyi bilmeleri gerekmektedir. Hatta engelli çocukların bulunduğu ailelerin maddi ve manevi anlamda desteklenmeleri bir devlet politikası haline getirilmelidir.

 

Özel eğitimde en bariz eksikliklerin başında hizmet alanlarındaki altyapı eksiklikleri, eksik personelle sürdürülen eğitim süreçleri, devletin öngördüğü eğitim seanslarının azlığı, devletin açtığı bu alandaki kursların altyapı ve uygulama eksiklikleri, çocukların sınıf ortamlarına mahkum edilmeleri, kaynaştırma adı altında yapılan eğitim modelinden kaynaklanan yetersizlikler vs sıralanabilir.  Ve tabi ki sadece eğitim tek boyutlu olmamalı, yanında spor, sanat, müzik vb. disiplinlerde eğitim sürecine dahil edilmelidir. Tüm bunlar kadar önemli olan şey ise toplumsal hafızamızda yer etmiş bulunan engelli kavramının bir türlü değişmemesidir. Çünkü biz engelli denince sadece tekerlekli sandalyeye mahkum insanlar canlanıyoruz zihnimizde. Oysa engelli olma hali kademelendirilmiş bir durumdur.

Mesela hafif engelli bireylerin üretim sürecine dahil edilmeleri mümkündür. Çeşitli alanlarda eğitim verilebilen engelli bireylerin istihdamına yönelik yapılan çalışmaların alanları genişletilmelidir.

 

Bektaş Bekdemir

İletişim Uzmanı&Özel Danışman

0533 094 42 10

*Erasmus “bütün tanımlamalar tehlikelidir”  der.

Benzer Konular