Saldırganlık, Agresif Davranışlar ve Otizm

Otizmli ya da gelişimsel engelli çocuklar tarafından sergilenen kendini yaralama davranışı en yıkıcı davranışlardan biridir. Bu davranışların en yaygın formları ;başını vumak, el ısırma ve aşırı derecede kendini tırnaklama,sürtünme ve kaşımadır.

Bu tür davranışsal sorunlar ailenin ve eğitimcilerin en büyük sorunlarının başında gelir.Çoğu zaman çaresizlik duygusu ebeveynleri teslim alır.

Bu tür yıkıcı davranışların sosyal çevreden tutunda biyokimyasal bozukluklara kadar pek çok sebebi olabilir.

Bu durumda kendimize soracağımız bazı sorular olmalıdır:

Agresiflik ya da saldırganlık,

  • Gün boyunca mı yoksa aralıklarla mı sürüyor ?
  • Daha çok durumsal mı ?
  • Nadir mi görülüyor?
  • Sadece belli bir aile üyesi ya da belirli bir cinsiyete mi yönelik?

Bunların belirledikten sonra üzerinde gözlem ve inceleme yapılarak nedenlerini tesbit edip çözüme odaklanmak gereklidir.

  • Durumsal saldırganlık çoğunukla  çocuğunuzun etrafındaki belli yerlere veya kişilere karşıdır. Örneğin, çocuğunuz okulda bunu yaşıyorsa: onu kendi sınıfında rahatsız eden bir çocuk olabilir. Belki çevresindeki yeni bir yardımcı ya da yeni bir öğretmen gelişi yani değişiklikler  bu durumu tetikliyor olabilir.
  • Bazen de  çocuk sadece belirli bir aile üyesine veya belirli bir cinse karşı saldırgan olabilir.Örneğin;sadece kadınlara karşı saldırgan olan bir çocuğun ailesi araştırıldığında  ailesindeki kadınların agresif olduğu meydana çıkmış. Bunun gibi sebepler de olabilir.
  • Sürekli saldırganlık da; Ağrı, enflamasyon ve benzeri tıbbi sorunun bir tür işareti olabilir. Sürekli saldırganlığın bazen tıbben tedavi edilmesi gereken beyin kimyası dengesizlikleri ile ilişkisi olduğu tesbit edilmiştir.
  • Aralıklı saldırganlığa baktığımızda çoğu kez görülüyor ki altından gıda duyarlılığı çıkıyor. Bildiğimiz gluten ve kazein diyeti yada bambaşka besinsel hassasiyetlerin tesbit edilip ayıklanması Otizm spektrum yelpazesindeki birçok çocuğa yardımcı olabiliyor.

İncelemeler sonucunda tesbit edilen verilere göre çoğunlukla davranışsal sorunların altında ; ağrı, enflamasyon, sindirim sorunları,hormonal dengesizlikler gibi (özellikle ergenlik başlangıcında) bazı temel biyomedikal sorunların yattığı tesbit edilmiştir.

Sindirim sistemindeki bakteriyel dengesizlikler bile kimyasal dengesizliklere yol açarak çocuğun daha agresif olmasına neden olabilir.

Yani sürekli sinirlilik,saldırganlık,altta yatan bir ağrı sorunu, sindirim sorunları,hormonal dengesizlikler ,epilepsi veya bakteriyel dengesizlik göstergesi olabilir. Ya da Çocuğunuz baş,diş ağrısı yaşıyor olabilir.

Sorun olan bu davranışı ortadan kaldırabilmek için önce nedenini iyi anlamak gerekir .Bunun yoluda gözlem ve alınan notların değerlendirilmesinden geçer.

Fonksiyonel analizagresif 3

fonksiyonel analiz kişinin kendine zarar verme davranışının ayrıntılı bir açıklama elde etmek için  davranış ve onun fiziksel ve sosyal çevre arasındaki olası ilişkileri belirlemek amacıyla yapılmalıdır. Bir fonksiyonel analiz de sorun olan davranış esnasında ;

Kimler vardı? Davranış sırasında ,sonrasında ve  daha önce ne oldu? Ne zaman oldu? Nerede oldu? Bazen bu soruların cevapları davranışın ortaya çıkma nedenlerini bulmaya yardımcı olabilir.

Veri toplama sırasında, kendine zarar verici davranışlar belirgin özellikleri ,sıklığı, süresi ve şiddeti de kaydedilmelidir. Veri toplama aynı zamanda kişinin fiziksel ve sosyal çevre ile ilgili bilgileri de içermelidir. örneğin, sınıf, kafeterya,oyun bahçesi,ışıklandırma (doğal ışık, floresan, akkor), ve sesler (çim biçme makinesi, başka bir çocuğun çığlık sesi). Kişinin ortamında herkesin isimleri (ya da kodları) öğretmenler, veliler, çalışanlar, ziyaretçiler ve öğrenciler gibi herkes kayıt altına alınmalıdır.Ayrıca kaydedilecek diğer faktörler şunlardır: haftanın günü ve günün saati vs…

Agresiflik ve saldırgan davranışların fizyolojik nedenleri:

Biyokimyasal
Bazı araştırmacılar bazı nörotransmitterlerin düzeylerinin kendine zarar verme vb davranışlar ile ilişkili olduğunu ileri sürmüşlerdir. Beta-endorfin beyinde endojen opiot benzeri maddedir ,endorfin salınımını ve kendine zarar verici davranışı artırabilir.
Laboratuvar hayvanlarında ve yanı sıra insan deneklere ilaç verilerek yapılan araştırmalarda düşük serotonin veya yüksek dopamin seviyelerinin de kendini yaralama ile ilişkili olduğunu göstermiştir..

İlginçtir, Coleman (1994) otizmli çocuk gruplarını araştırdığında kalsiyum düzeyi düşük (yani, hypocalcinuria)  olanların çoğunlukla gözlerine parmak basma davranışları sergilediğini tesbit etmiş. Kalsiyum takviyesi verildiğinde, bu durum önemli ölçüde azalmıştı. Üstelik ek olarak dil gelişimleri de artmıştı.
Ancak kalsiyumun yüksek seviyelerinin de başka yan etkileri olduğundan gelişigüzel kullanılması sakıncalıdır.Hatta daha agresif davranışları da tetikleyebildiği bilinmektedir.

Beslenme ve tıbbi müdahaleler kişinin biyokimyasını normalleştirmek için uygulanabilir; Bu da, davranış sorunlarını ciddi oranda azaltabilir. San Diego Otizm Araştırma Enstitüsü  serotonin düzeyini artırmak ya da dopamin düzeylerini düşürmek için, çocuklarına B6 vitamini ve DMG veren binlerce ebeveynden olumlu rapor aldı.

 

Bu ebeveynlerin bir çoğu kendine zarar verici davranışlarda dramatik azalmalar olduğu ya da tamamen ortadan kalktığı yönünde bildirimlerde bulundular. Ayrıca alerjik bir reaksiyon belirtileri gösteren çocukların da gluten / kazein içermeyen diyet uygulamalrı ile davranış problemlerinde ciddi azalmalar olduğunu bildirdiler.

Nöbetler:agresif 2
Kendini yaralama davranışın da frontal ve temporal lobların (; Gedye, 1992 Gedye, 1989) nöbet aktivitesi ile ilişkili olduğu düşünülmektedir. Genellikle nöbet aktivitesi ile ilişkilendirilen davranışlar şunlardır: kulaklarına  ve/veya başa tokat atma, el ısırma, çeneye vurma, yüz veya kolları tırnakla çizme, bazı durumlarda, dizi ile yüzüne vurma vb..

Bu davranışlar istemsizdir. Muhtemelen ergenlik nedeniyle çocuğun vücudunda hormonal değişiklikler başladığında daha fazla da gözlenebilir.

Nöbete bağlı, kendine zarar veren davranışlar istem dışı olduğundan, çocuğun davranışı ile onun ve onun çevresi arasındaki ilişkiden olmayabilir. Çevrenin yarattığı stres ile kendine zarar verme davranışı arasında bir ilişki olabilir. Yani stres nöbeti tetikleyebilir.

Çok fazla fiziksel stimülasyon (örn. aydınlatma, ses ve / veya sosyal stimülasyon örn., kınamalar ,talepler) da tetikleyebilir.

Gıdalar da nöbetlere (Rapp, 1991) neden olabilir.

Kötü davranış ergenlik döneminde başlamışsa nöbet aktivitesinin olasılığı dikkate alınabilir. Nöbet şüphesi varsa bir nöroloğa başvurmakta yarar vardır.

Genetik

Kendini yaralama davranışı Lesch-Nyhan Sendromu, Frajil X Sendromu ve Cornelia de Lange Sendromu da dahil olmak üzere birçok genetik bozukluklar, arasında da yaygındır. Bu genetik bozukluklar yapısal hasar ve / veya biyokimyasal işlev ile ilişkili olduğundan, bu anormallikler kişinin kendine zarar vermesine neden olabilir.

Uyarılma

Uyarılma düzeyinin düşük ya da yüksek oluşu da kişinin davranışlarını belirler. Uyarılma düzeyi  düşük çocukları uğraş terapileri,egzersiz programları,sabit bisiklet vs ile uyaran vererek kendine zarar verici davranışlardan uzaklaştırabiliriz. (; Baumeister & Haddelemeler, 1976 Edelson, 1984)

Buna karşılık, bazı kişilerin uyarılma  düzeyler de çok yüksek olabilir (örneğin, gerginlik, anksiyete) kendilerine zarar veren davranışlardan uzak tutmak, onların uyarılma düzeyini azaltmak için aşırı uyaranları (yüksek ses,parlak ışık,aşırı sosyal etkileşim azaltılır  )azaltmak pozitif takviye olabilir. (Romanczyk, 1986)Ayrıca gevşeme teknikleri (Cautela ve Groden, 1978), derin baskı (Edelson et al 1998), Vestibuler uyarım (King, 1991)gibi uygulamalardan da yararlanılabilir.

Ağrıagresif 5
Bireyin agresif ve yaralayıcı davranışlarının bir başka nedeni de  bir orta kulak enfeksiyonu veya baş (migren) ağrısı (; Gualtieri, 1989 de Lissovoy, 1963) ,asit, reflü ve gaz gibi gastrointestinal sorunlarla ilişkili ağrılardır. Bu konuda giderek artan kanıtlar vardır.

Buna ek olarak, bazı otizmli bireylerde bir bebek ağlaması veya elektrikli süpürge gibi bazı seslerin ağrıya neden olabildiği bildirilmektedir.

Magnezyum eksikliği de ses duyarlılığında artışa da neden olabilmektedir.Magnezyum takviyeleri güvenlidir ve bazı kişilerde ses hassasiyetini azaltabilir. İşitsel entegrasyon terapisi de  bazen ses hassasiyetini(Rimland & Edelson, 1994) azaltmak için kullanılmaktadır.

Duyusal
Kişinin kendisini tırnaklaması veya aşırı kaşıması kendini uyarmanın aşırı bir biçimi olabilir. (Edelson, 1984)
Bu durumda kişinin acı ve  dokunma karşısında duyarsız olması muhtemeldir. Bir görev üzerinde çalışması,oynaması, meşgul olması sağlanarak dikkatini vücudundan uzaklaştırmak bu davranışları azaltabilir.
Bu tür kişilerde vücut bölümlerine güvenli fiziksel stimülasyonlar uygulamak için teşvik edilebilir. Cilde, vibratör uygulayarak masaj (pişmemiş fasulye veya makarna vb leri ile de olabilir) nesnelere sürtünme ve cildi  fırça ovuşturarak yapılabilir.

Ancak bu durumdaki bir çocuğun da biyokimyasal sorunları, gıda duyarlılığı kaynaklı duyusal sorunları olabilir.

Sosyal Nedenleri

Hüsran
Bakıcılar ve anne-babalar genellikle çocuğun kendine zarar vermesinin bir hayal kırıklığı sonucu olduğunu bildirmektedirler. Yaygın olarak bildirilen senaryolar şunlardır:

Zayıf İletişim
İletişim sorunları sıklıkla kendine zarar verme davranışı ile ilişkili bulunmuştur. iletişim becerileri olan bir kişik kendisini ifade edemez,kendisinden istenileni anlayamaz ya da istediğini söyleyemez durumdayken agresyon ve yıkıcı davranışlar sergilemeye başlar.

Yapılan çok sayıdaki araştırmanın sonuçlarına bakarak kişinin kendine zarar veren davranışlarını görmezden gelmek ya da manüple ederek sıklığının azaltılabileceğini
göstermiştir. (.; Lovaas & Simmons, 1969 Lovaas ark, 1965)

Çocuk kendine zarar verdiği noktada ‘’ne istiyorsun?’’ ‘’bunu yapma’’ gibi yorumlar ve yönlendirmeler yapmak davranışı pekiştirebiliyor.

Ancak sorunlu davranışı bittikten 5-10 dakika sonra kendisi ile ilgilenilip farklı meşguliyetlerle pozitif yönlendirilme yapılmasının yerinde olacağı belirtilmiştir.

Serpilgül Vural

Benzer Konular