Vasilik, Velayet Davası ve Pasaport Maceramız

Vasilik, Velayet Davası ve Pasaport Maceramız

Vasilik, Velayet konusu için ailede hukuki başka sorunlar yoksa  ve çocuk küçükse telaş edilecek bir durum değil. O sebeple çocuğunun yaşı 18’e yaklaşmış ya da 18 olmuş ebeveynlerin okumasında yarar görüyorum. Diğerleri merak edip okumak isterlerse kendileri bilirler ama bu macera sabrınızın sınırlarını zorlayabilir. Otizmle yaşamda kendilerini neler beklediğini görme imkanı bulacakları için katkısı olacağından şüphem yok. Zihin jimnastiği yapmak iyi bir fikir olabilir. Karar sizin…

Esasen epeyce bürokrasi içeren, yaşarken oldukça sıkıcı işlemler silsilesi sürecimiz ama, size becerebildiğim oranda yumuşak ve esprili biçimde anlatmaya çalışacağım. Hepimiz biliyoruz ki Otizm ile yaşam zaten olabildiğince ciddi bir süreç.  Bir de ben canınızı sıkmayayım…

Biz aile olarak genelde her konuda kestirmeden yol almak mümkün mü diye bir dener duvara toslarız. Biz ettik siz etmeyin diye yaptığımız saçmalıkları da yazacağım bir bir… Saçmalık dedim ama bizim düşünce sistematiğimize ve bazı yasal haklarımıza bakınca saçma gelmemişti. Oysa bizim yaklaşımımız gerçek yaşam pratiği içinde oldukça ütopikmiş…

Bunca girizgah yeterli olmuştur sanırım ben hikayemize geçiyorum.

3.5 yıl önce Ata’nın ve bizim pasaportlarımızı yenilerken memur, 18 yaşında da yenileyeceksiniz hastane raporu getirin veya okul kaydını gösterir yazı getirin demişti de kulak arkası etmiştik. Zira 1 hafta içinde yurt dışına çıkmak zorundaydık ve 5 yıllık pasaport için yenileme başvurusu yapmıştık. Neyse memuru ikna etmeyi başardık, daha çok zaman var biz bu pasaportu doldururuz o zamana kadar vs dedik ve yenilettik.  Bu Mayıs ayında gelinimizi Makedonya’ya bırakalım, oğlumuzu da ziyaret edelim diye İzmir’den arabayla yola çıktık. İpsala sınır kapısına kadar onca yol gittikten sonra ters yüz olup geri döndük.

Meğer Ata’nın pasaportunu 3 yıllık olarak yenilemiş memur. Biz hiç bakmamışız, süresini bizimkiler gibi 5 yıllık zannedip geziyormuşuz ortalıkta. İyi ki abisinin birkaç ay önceki düğününde bu sorunu yaşamadık diye sevindik ama gördük ki Türk Memurunun elinden kurtuluş yokmuş. Adamlar işini iyi yapıyor…

Kös kös eve döndükten sonra, düşündük taşındık ve abisinin yeşil pasaport hakkının öğrenci olarak 26 yaşına kadar geçerli olduğunu ve polis memurunun okul kaydı istediğini hatırlayarak okul belgesi ile işi kısadan çözeriz diye harekete geçtik. İnternetten randevumuzu alıp İzmir pasaport dairesinin yolunu tuttuk. İnternette randevumuzu alıp dediysem o öyle kolay iş değil bazen. Mail adresinizi beğenmezse size SPAM muamelesi yapıp randevunuzu bir türlü onaylamayabiliyor. Tüm belgelerimiz kendimizce tamam olduğundan en fazla 10 güne pasaportu alıp gezimize kaldığımız yerden devam ederiz sandık ve yola çıktık.  Ama kazın ayağı öyle değilmiş işte. Çarptık mı yine duvara…

Engelli ise Öğrenci Olması yetmez,Heyet Raporu gerekir.

Engelli ise heyet raporu gerekir, öğrenci olması yetmez dediler. Yahu engeli olmayan çocuğuma bile okul kaydı yeterken, bakıma muhtaç birinden bunu niye istersiniz vs diye içimizden söylenerek eve döndük. Bu arada Urla’dan gelip gitmek de cidden mesai ve para harcattırıyor adama. Konakta park yeri bulmak imkansıza yakın. Balçova’ya kadar aracımızla gelip oradan bir taksiye binip metro durağına, oradan da Konak’a varacaksınız. Biz biraz keyfimize düşkünüz, Balçova’dan taksiye binerek gittiğimiz de oldu, aracımızla gelip Çankaya’da daracık bir otoparka park edip arabanın kapısını duvara ezdirdiğimiz de oldu.  Neyse oralara hiç girmeyelim yoksa hikayemiz pehlivan tefrikası gibi olacak…

Ertesi gün ilk işimiz hastaneye heyet randevusu için başvurmak oldu. Randevumuz aldık tonla doktor kapısı dolandık izdiham içindeki hastanede. Buraları da geçeyim zaten hepimiz eğitim hakkı için heyet raporu işkencelerine maruz kaldığımızda oraları iyi biliriz… Aşağı yukarı 1 hafta sonra raporumuzu elimize aldık ve yine Pasaport dairesinin yoluna düştük. Tabi bu arada bu randevuyu da internetten almak gerekiyor ve sistem ha bire kilitleniyor, mail adresinizi spam kabul ediyor vs… Bunun gibi bir ton maceramız daha oldu da onları da anlatmayayım…

Otizmliyse Olay Farklı

Elde evraklar sıraya girdik. Evrakları polis memuruna verdik “olmaz “dedi.

  • Niye? Hastane raporu dediniz aldık geldik, bu kez ne oldu?
  • Ama sizin çocuğunuz OTİZMLİ.
  • Eeee ne olmuş Otizmliyse, engel raporunu getirdik işte..
  • OLMAZ EFENDİM ZİHİNSEL ENGELLİ KATEGORİSİNE GİRİYOR. Sizin Mahkemede velayet davası açmanız gerekli. Velayeti mahkeme kime verecek bakalım. Babaya vermez başkasına verirse babanın yeşil pasaport hakkından yararlanamaz…

 

Şimdi diyeceksiniz ki Yeşil Pasaport şart mıdır? Çok gezenti bir aileyiz, bir de büyük oğlum yurt dışında yaşıyor, onu ziyarete araba ile gidince Avrupa Birliği ülkelerinden geçmek gerekebiliyor. Her defasında Ata için vize vs ile uğraşmak istemiyoruz açıkçası…

Sanırım şu ana kadar çarptığımız 3. duvar oldu. Kös kös evimize döndük. Mahkemeye eldeki raporu sunarız, bir de iyi kalpli bir memur bulursak adli tatile yakalanmadan bu işi kotarırız dedik. Dedik ama kazın ayağı yine öyle değilmiş. Mahkemeye başvuru için gerekli şeyleri  bir başka yazımızda anlatmıştım dileyen okuyabilir. Ben konumuza döneyim. Aldığımız yok hükmünde gibi bir şeymiş arkadaşlar.

Heyet Raporu İçin Hastaneyi Mahkeme Belirliyor

Mahkeme kendisi bir yazı yazıyor ve onunla Mahkemenin belirlediği bir Hastaneye gidip tekrar heyet raporu alıyorsunuz. Ama bu raporu verirken işi daha sıkıya alıyorlar burası çok net. Doktorlar daha dikkatli, psikologlar daha deneysel takılabiliyorlar… Buralara da girmeyeyim…

Neyse birkaç hafta da böyle geçti raporu aldık ve artık DAVA TARİHİ alma peşine düştük. Hala Adli tatile 1 ay var. Yani hala yaz içinde işimizi halletme şansımız var görünüyor teorik olarak. Ama tonla resmi daireye yazılar yazılıyor ve sonuçlarının gelmesi bekleniyor. Ne mi bunlar? Ya çocuk çok zenginse, geliri varsa, adına kayıtlı malı mülkü varsa, biz ya da çocuk suça karıştıysa ne olacak değil mi ama? Bizim erken tarihli dava tarihi hayalimiz yine teoride kaldı tabi…

Pratikte taaa Eylül ayının 27 sine gün alabildik.  Onu da gidip gelip dosya tamamlandı mı diye sorarak sağladık. Elden evrak takibine izin vermedikleri için devlet dairelerindeki memurların vakti ve keyfi olunca dosyanız tamamlanıyor. Zaten olan oldu diye bir de avukata para bağlamayalım dedik ve bahar ayından yaz sonuna kadar debelendik durduk.

27 Eylül nihayet geldi ve Mahkemedeyiz. Velayet ve vasi tayini konusunda ana baba olarak eşit hakkımız oldun dedik. Neden? Birimiz olmadığında diğeri de onun adına iş yapabilsin istedik… Dava kısa sürdü sorunsuz çıktık. O arada davada yazılan geçici karar metnini elimize aldık çıktık. Kararın aslı daha sonra yazılacak ve hazır olunca da elden teslim etmeyeceklermiş eve gelecekmiş.

Neyse biz yine de olayı boşlamadık gidip gelip sorduk, zira hala umudumuz var havalar soğumadan bir gezi yapacağız. Ya acil bir durum olsa ne olacaktı bilmiyoruz…

Nihayet Ekim sonu gibi karar çıktı ama elden vermiyorlar. Adrese yollayacağız dediler. Peki dedik. Sonuçta mahkeme ile ev arası 1 km yok. Elbet yakında gelir… 1 ay geçti evrak ortada yok. Eşim gitti görüştü yolladık dediler.

1 hafta daha bekledik tekrar gittik. Urla’da bir posta 1 haftada gelmez mi? Bu işte bir terslik olsa gerek memur bey bir daha kontrol eder misiniz?dedik. PC den baktı filan sonra dediler ki bir terslik olmuş sanırım. Elden verelim bari. Neyse elden verdiler ama bunca tutarsızlık içinde içime kurt düştü ve kararı elime alıp okumadan imzalamam hiçbir şey dedim ve ne göreyim? Karar metninin bir sayfasında Akın K…. diğer tarafında Ata K… Başımdan kaynar sular döküldü ve mahkeme bile yeniden yapılabilirmiş gibi bir korku kalbimi yerinden zıplattı.  Memur bey burada ciddi bir hata var ne olacak dedim. Onca gayrı ciddi olayın üstüne tüy diktiğinden olsa gerek hemen düzeltmek için ek yazı hazırlattı. 3 Sayfa karar metnine bir de isim tashihi için yazı verilince çok önemsemedik ama noterden aslı gibidir kopyası almaya gidince her sayfanın bize ek külfet getirdiğini fark ettik. Epeyce söylendiğimi itiraf etmeliyim. Ülkemizde devlet vatandaşa değil vatandaş devlete çalışıyor arkadaş… Öde öde bitmedi…

Evrakı aldık ama olay bitmiyormuş. 15 gün itiraz süresi bulunduğundan kesinleşmiş karar için 15 gün sonra gidip evrakı tasdik ettirmek gerekiyormuş. Yani yine beklemek düştü bizim sabıristana…

Ertesi gün yanlış isimli mahkeme tutanağı posta yolu ile de elimize ulaşınca gülsek mi ağlasak mı bilemedik doğrusu…

Pasaport İçin Tekrar Başvuru

Neyse artık tüm E V R A K L A R tamam dedik bir randevu daha almaya çalıştık pasaport daireden. Alamadıksa da aldırmadık zira gide gele akraba olacağız memurlarla.  Elbet bir kolaylık sağlarlar diye yola çıktık. Her defasında çocukcağız da bizimle gidip geldiğinden polisleri tavladı bizimki. Çok sevimli olmanın faydaları…

Sıra da uzun değildi neyse ki. Polis hanım randevu olmadan da yardımcı olmak istedi sağ olsun. Nihayet her şey tamam memure hanım dedik ve evrakları uzattık. Baktı baktı ve yine eksik maalesef, dedi…  Düşüp bayılsam yeri yani…  Meğer karar nüfus dairesinde kütüğe işlenmemiş.  e-devlet sistemi diye bir şey vardı hani? O ne olacak o?

Polis memuru, yakındaki nüfus müdürlüğü belki kaydedebilir elden götürüp deneyin isterseniz,dedi.

Ata acıktı ve babası ve öğretmeni ile bir şeyler yemek istediler. Ben de siz yerken şu nüfus dairesini bulup şansımı deneyeyim dedim. Yakında dedikleri yer sanırım 3-4 km filan ötedeymiş hava da soğuk. Ben epey yürüdüm, terledim vs… Sonuçta ulaştım ama iki ters bir düz gerisin geriye döndüm. Zira sadece kayıtlı olduğumuz nüfus dairesinde kaydedilecekmiş. Ya ben İstanbul’da olsam, hastane  vs problemlerimiz olsa.. Çok ciddi ve hızlı biçimde yurt dışına çıkmamız gerekiyor olsa da mı Urla’ya geleceğiz? Bu nasıl bir saçmalık, nasıl vatandaşı zora koşmaktır anlayabilmiş değilim… Onca yolu yürüyüp hasta olduğumla kaldım.

Ay yine eve geri döndük…

Farkındayım okuyanların bile içi şişti. Her gidiş gelişte hem cüzdanımız hem de sinirlerimiz zayıflıyor. Ya sabır…

Urla Nüfus dairesine gittik. Demezler mi ki elden evrak almıyoruz. Hayda… Yahu Mayıs ayından beri bu Kabusun içindeyiz artık en kolay yoldan çıkasımız var, yardım edin de şu bürokratik kabusu el birliği ile ya gömelim ya iyileştirelim, dedik… Telefonlar vs derken Adliyeden evrakın Nüfus müdürlüğüne ilk iş günü (pazartesi ) gönderilmesi sözünü aldık. Sonra ilk uygun günümüzde gidip vukuatlı nüfus kaydını da elimize aldık ve Emniyetten artık randevuya gerek bile duymadan ( Alıştık artık gide gele. İllaki bizi kabul ediyorlar.) Pasaport dairesine vardık.

Bitti mi? Hayır? Tarih olmuş 21 Aralık biz hala pasaport peşindeyiz. İlk başvurumuz esnasında Yeşil Pasaport almaya hakkımız olduğunu gösteren evraka ( ki bu başvurudaki en önemli evrakmış kendileri ) imza atan şahsın imza yetkisi kaldırılmış olduğundan sistemde görülemiyor ve dolayısıyla işlem onaylanamıyor. Mayıs Merkür gerilemesi ile başlayan serüven Aralık Merkür gerilemesinde biter umudundaydım oysa.  İmdaaat delirmek işten değil…

Telefonlar vs derken yeni evrak Emniyetin resmi faksına 2 saat içinde yeniden düzenlenip ulaştırıldı da sorun çözüldü. Eşimin pasaport dahil tüm kimliklerini yanına alıp da Nüfus Cüzdanını evde unutması ile olay yine trajikomik bir hale büründü. Fakat, yüzüp yüzüp kuyruğuna gelmişken vazgeçer miyim, inat ettim bir kere… Urla’ya kadar gidip mesai süresi içinde geri dönerek çıkan son engeli de bertaraf etmeyi becerdim. Bunu başarabilmek için cüzdanı iyiden iyiye hafiflettim orası ayrı konu…

Siz siz olun önce eğrisini doğrusunu araştırıp öyle yola çıkın. Bizim gibi yolda öğrenerek ilerlemeyin. Hatta mümkünse kendi mantık süzgecinizi bu tür olaylarda devreye sokmamaya gayret edin zira bürokrasi ile mantık çoğu zaman paralel ilerlemiyor.

Sırada Askerlik Şube ve SGK var. Onları bu tecrübeyle çok daha kolay atlatacağımızı umut ediyorum..

 

Sağlık ve huzurla kalın….

 

Serpil Gül

 

 

 

 

 

Benzer Konular