Viral Terapiler ve Otizm
Viral Terapiler

(Doktorunuza danışmadan denemeyiniz)

Virüsler vücutta enfeksiyona neden olan küçük organizmalardır.Vücudumuzu kendilerine uygun ev sahibi haline getirebilmek için ağır metallerle suç ortaklığı yaparak bağışıklığımızı zayıflatırlar ve vücudumuza ağır hasarlar verirler. Virüsler vücut veya vücut sisteminin herhangi bir bölümünü etkileyebilir ve soğuk algınlığı, grip, gastroenterit, suçiçeği veya herpes gibi enfeksiyonlara ,barsak ya da beyinde inflomasyona neden olabilirler.

Virüsler parazit ailesindendir ve çok eski bir geçmişleri vardır. Evrim basamaklarında insanlardan önce var oldukları düşünülmektedir. Bu nedenle vücudumuzu nasıl kandıracaklarını öğrenmek için çok zamanları olduğu ortadadır. Bakteri ve virüsler varlıklarını sürdürmeyi öğrenmişler ve metalotionini arttırmak ve metalleri tutsun diye kullanmak için değil, kendileri lehine bağışıklık sistemini zayıflatmak için kullanırlar ‘’Truva atı stratejisi ‘’ . Virüs, vücuttan metalleri atması gereken aynı MT proteinini alıyor ve bunu metalleri bırakmayıp bağışıklığı zayıflatarak kendilerine daha iyi barınma koşulları yaratmak için kullanıyorlar.
Virüsler ve diğer mikroplar metallere bağlanıp vücutta bir yerlerde bulunurlar. Ama çoğu zaman bunları serbestce, erişilebilir biçimde ölçmek zordur.

Pek çok çocuğun, özelliklede yüksek viral yangını ve toksik metalleri bulunmaktadır. Bunları temizlerken öncelikle viral birikim temizlenmelidir.

Hücreler gibi virüslerin de zarları var. Fakat virüsler aslında parazitlerdir. Yüzeylerinde proteinler çıkıntı yapmıştır, bununla sizin hücre zarınızdan bileşenleri kaparlar ve bunlarla birleşirler.

Virüsleri baskılamak için metilasyon yapmamız gereklidir.Virüsler sistemde arttığı zaman ağır metallere yapışıp onların vücutta birikmesini sağlarlar. Otizm ve aşılar arasındaki olası ilişkiye baktığımızda, aşikârdır ki aşılar yeni doğan ve gelişmekte olan bebeğe ve çocuğa viral ve metal yük getirebilirler. Artan otizm oranı gösteriyor ki, değişik nedenlerle, artan sayıda çocuk bu yükü tolere edemiyor. Hedeflenen bağışıklık tepkisini yaratmak yerine çocuğun bağışıklığı bu yük altında tam anlamıyla boğuluyor ve baskılanıyor.
Sistemik mikropların yüksekliği ve cıva, aluminyum, nikel,talyum ve diğer metaller arasında da ilişki vardır.

Aşılar kızamık, kabakulak ve kızamıkçık gibi ciddi enfeksiyonları önlemek için yapılır. En kötü ihtimali göz önüne alırsak bu enfeksiyonlar beyin hasarı, sağırlık, körlük, fotosensitivite ve nörotoksisiteye sebep olabilirler. Buna rağmen aşıların etkisi yıllar geçtikçe azaldığı için, aşı üreticisi şirketler aşılara daha fazla virüs yükleyerek bunu dengelemeye çalışıyorlar. Bu da kronik viral enfeksiyon riskini arttırıyor.
Peki hiç mi aşılanmayacağız? Tabiki değil.Ama homeopatik yollarla ya da karma aşılar yerine farklı zaman aralıklarında tekli doz aşılarla en azından hasarımızı azaltma yolunu seçebiliriz.Böylece vücut virüslerle mücadele etmek için güçlenme süresi yakalar. Birçok virüsle aynı anda mücadele etmek zorunda kalmaz. Çocuğumuzu hasta iken aşılattırmamamız gerektiğini de unutmamalıyız.
Karma aşının (MMR) içindekiler (kızamık, kabakulak, kızamıkçık) retrovirüsler gibi davranırlar. Bunun anlamı kendi genetik bilgilerini genetik materyale sokmaları demektir. Böylece hücrelerimiz kendi hücresini kopyalamak yerine virüsü kopyalar. Viral kopyalama sürecinde bu RNA virüsleri bizim hücresel kaynaklarımızı kendi ihtiyaçları için kullanırlar.

Özellikle bizim hücrelerimizin nükleik asidini kendilerini çoğaltmak için kullanırlar ve bu süreçte pek çok yaşamsal hücre fonksiyonunu engellerler ve sonunda hücrenin ölümüne yol açarlar. Eğer hücre ölürse virüs vücuda salınır ve enfeksiyonu hızla çoğaltır. Eğer hücre ölmezse virüs hücre içinde kalarak kronik enfeksiyona sebep olur. Otizmli çocuklarda da olan budur.

Virüs içeren aşılardan gelişen kronik viral enfeksiyonlara çoklu faktörler yardımcı olur:

• Normal bağırsak florası yetersizliği
• Alfa-TNF adlı iltihap aracısının yüksek düzeylerde olması
• Metilasyon döngüsü mutasyonları
• Ağır metal toksisitesi
• Streptokok enfeksiyonu nedeniyle glutatyon rezervlerinin tükenmesi
Yukarıdaki problemlere sahip çocuklar, aşılanırken, kronik viral iltihap ve bağırsak problemleri geliştirmede daha yüksek risk altındadırlar. Nitekim bu nüfusta bu problemler sıklıkla görülmektedir.
Metaller mikroplarla sinerjik bir şekilde işlerini yürütürler.

Gerçek şu ki kronik enfeksiyonlar ağır metalleri saklayarak geleneksel
metal atma mekanizmalarının onlara ulaşıp etkin bir şekilde
temizlemesini engellerler. Belirttiğimiz gibi, bu metaller saklandığı ve
ölçülemediği için testlerde düşük gibi gözükebilirler ve insanları
yanıltarak metallerin önemli bir problem olmadığını düşündürürler.

Metilasyon fonksiyonları virüsleri sessizleştirmemize yardım eder.
Başka bir deyişle virüsleri vücutta aktif olmayan dolayısıyla daha az
zararlı durumda tutarlar. Virüsler sessiz olunca vücudumuzda olmaya
devam ederler fakat aktif değildirler, çoğalamazlar ve sağlık
sorunları yaratamazlar.

Virüsler çoğalmak için DNA ya da RNA larımıza asılarak kendilerini kopyalarlar. Virüslerinde kendi içinde farklı türleri vardır. Varlıklarını sürdürebilmek için bazıları RNA larımızı bazıları da DNA larımızı kullanırlar.

Antiviral tedavinin temelinde de virüslerin hangi tipten oldukları yatar.
DNA ya da RNA temelli oluşlarına göre hangi tip antiviral kullanılacağına karar verilir.

*DNA temelli olan bazı virüsler: Herpes CMV, EBV,Hepatit

*RNA temelli olan bazı virüsler: Kızamık, kabakulak ve kızamıkçık

Anti-viral tedavi seçeneği geleneksel ilaç, tamamlayıcı tedavisi ve / veya doğal ilaç kullanımını da içerebilir. Bireyselleştirilmiş tedaviler, enfeksiyonlarla mücadele semptomlarını kontrol ve bağışıklık yanıtını güçlendirmek için yardımcı olabilir.

Virüsler antibiyotikler ile tedavi edilemez ve antibiyotiklerin gereksiz kullanımı, başka bir enfeksiyon kapma olasılığını artırarak, bağışıklık sistemini zayıflatabilir.

Her çocukta anti-viral tedavi ile başlamak uygun değildir. Bağışıklık sistemleri çok zayıf olması sebebiyle pek çok çocuğun viral, bakteriyel ve mantar gibi kronik enfeksiyonları vardır. Bu durumda viral tedavinin yararı sınırlı olabilir, ya da hedef olmayan enfeksiyonlar istemeden güçlendirebilir.
Bu sebeple bir virüsle mücadeleye başlamadan önce bağışıklık sistemimizi güçlendirmeliyiz. Birçok kişi de anti-viral protokoller sırasında mantar oluşumu ile yüz yüze gelmektedir. Tüm bunları gözönünde bulundurarak doktor gözetiminde tedaviyi yürütmek en doğru tecihtir.

Doğal Anti-viral

Bir şey “doğal” dır çünkü o mükemmel güvenli hatta tüm insanlar için uygun bir seçenek olduğu anlamına gelmez dikkat etmek önemlidir. “Doğal” ürünler çok güçlü olabilir ve tüm tedaviler gibi, bilgili bir uygulayıcısı ile danışmanlık da dahil olmak üzere, dikkatle ve araştırma ve değerlendirildikten sonra kullanılmalıdır.

Beta Glukan: Bağışıklık düzenleyici ve anti-viral

Cat’s claw (Kedi pençesi): anti-viral
Colostrum (kolostrum): Bir bağışıklık güçlendirici ve Sindirim sisteinin viral sorunları için iyidir. Kolostrum bir süt ürünüdür, ancak kazein içermeyen Kolostrum Kirkman Labs.dan edinilebilir.
Ekinezya: NK hücrelerinin sayısını sağlıklı düzeylere teşvik eder. Astralagus ile aynı anda alınmaz.
Mürver: bir anti-viral
Sarımsak: Bir, anti-viral, anti-fungal ve anti-bakteriyaldir.Bu takviye plazmada sisteini yükseltir.CBS mutasyonu lanlaraın fazla tüketmesi uygun değildir.
İnositol: NK(antural killer) hücre aktivitesini artırır.
Arabinogalaktan: bir bağışıklık güçlendirici
LAURICIDIN: bir anti-viraldir ve barsaklar için de yararlıdır.
MEYAN: Bir anti-viraldir.
L-Lizin: herpese karşı anti-viral
Zeytin yaprapı ektresi yağı: Bir anti-viral, anti bakteriyeldir.
Sarı Kantaron: antiviral
ZERDEÇAL: bir anti-viral ve anti-enflamatuvar. Bu plazmada sisteini yükseltir.
A VİTAMİNİ: Bağışıklık fonksiyonu güçlendirici
C VİTAMİNİ: Bağışıklık güçlendirici ve anti-viral
ÇİNKO: Bağışıklık fonksiyonunu teşvik eder.

İlaç Tedavisi

Isoprinosin, Inosiplex, Immunovir
Kullanım: isoprinosin insan herpes virüs ve diğer virüsler, sitomegalovirüs dahil olmak üzere, Epstein-Barr, suçiçeği, kızamık, HIV / AIDS, hepatit enfeksiyonunu tedavi etmek için kullanılır.

Eylemi: Bu bağışıklık düzenleyici timus bezi tarafından üretilen hormonların etkisini taklit ederek insan herpes virüs ve diğer enfeksiyonları engeller.

İpuçları: Bu nispeten yeni bir potansiyel ASD cephanelik uyuşturucu ve etkinliği bilinmemektedir. Bu ABD kullanım için uygun değildir.

Valtrex (valasiklovir hidroklorür)
Kullanım: Valtrex herpes zoster ve diğer herpetiform virüslere karşı çalışır.

Eylemi: Valtrex karaciğer ve bağırsakta antiviral asiklovire dönüştürülür. Asiklovir Herpes virüslerin üretimini engelleyerek savaşır.

Yan etkileri: Baş ağrısı, bağırsak şikayetleri, baş dönmesi, bulantı ve iştah kaybı bildirilmektedir.

Uyarı: Valtrex ciddi bağışıklık sistemi baskılanması olan kişiler tarafından alınmamalıdır.

Zovirax (asiklovir)
Kullanım: Zovirax insan herpes virüsü, Epstein-Barr virüsü, varisella (suçiçeği) ve suçiçeği pnömoni, sitomegalovirus ve diğer virüsler ile enfeksiyonu tedavi etmek için kullanılır.

Eylemi: Bu immün modülatör viral DNA çoğalmasını engelleyerek virüslerin gelişimini engeller.

Yan etkileri: ateş, baş dönmesi, baş ağrısı, sindirim sorunu, ishal, döküntü, ve uykusuzluk görülebilir.

Yüksek Doz A Vitamini Protokolü

A vitamini yüksek dozda pıhtılaşma güçlüğü veya karaciğer hastalığı olan insanlar için sorunlu olabilir.

Bu çelişkili Doz miktarları ve protokoller hkkında çelişkili bilgiler vardır. Bu nedenle bir doktor ile yakın çalışmalısınız. Aksi taktirde tehlikeli olabilir.

Enzimler
Virastop: Bir proteaz enzimidir, viral konularla mücadelede Otizmli çocuklar için olumlu sonuçlar doğurabilir. Zira bazı virüslerin örtü gibi bir kılıfları vardır. Bunları çözüp antivirallerle mücadele edebilmek için bazı sindirim enzimlerine ihtiyaç olabilmektedir.

Ebeveyn içgüdüleriniz çocuğunuzun sorunlarının virüslerden kaynaklanıyor olduğunu söylüyorsa bu konuda profesyonel rehberlik alınız.

Viral Test için
Immunosciences Lab Bağışıklık viral paneli (Premier Otizm Paneli)

Temel Viral Panel:
• Epstein Barr (EBV), CMV, Herpes 1 & 2

Kapsamlı Viral Panel:
• EBV, CMV, Herpes 1,2,6 IgG + M, Suçiçeği IgG, Rubella (Kızamık) IgG + M

Yukarıda bahsi geçen testler ülkemizde de yapılabilmektedir.

Test sonuçlarınız eğer bu hastalıkları geçirmiş iseniz pozitif çıkacaktır. Ancak burada önemli olan referans aralıkları içinde olup olmamasıdır. Eğer hastalık kronikleşmiş ise referans aralıklarının epeyce üstünde bir değere sahipsinz demektir.Bu durumda viral tedaviyi doktorunuzla görüşmeniz yerinde olacaktır.

DNA tabanlı virüsler, suçiçeği (varicella -zoster ya da herpes-zooster virüsü) ya da insan herpes-6 virüsü (HHV6) sorunu şiddetlendirebilir. Herpesin otizm üzerindeki etkisi araştırmacılar tarafından tanımlanmıştır. HHV6 ‘nın aynı zamanda multipl skleroz yani MS’deki miyelin kaybında rolü olabileceğine işaret edilmiştir. Yakın zamanda HHV6nin epilepsi ataklarıyla doğrudan ilişkilendirilmiştir. Suçiçeğinin özellikle hamilelikte nörolojik hasar yapabileceği bilinen bir gerçektir.

Karma aşıda ( MMR ) olduğu gibi, suçiçeği aşısında da verilen
zayıflatılmış canlı virüs kronik enfeksiyonlar geliştirebilir. Varicella-
zoster virüsünün DNA’sını içinde barındıran hücreler ağır metal
biriktirmeye daha yatkındırlar. Otizmde herpes ve diğer DNA tabanlı
virüslerin rolü daha derin araştırmalara muhtaçtır.

Belli bazı viral enfeksiyonlar nörolojik enflamasyonlarda zanlı
durumundadırlar. Bunlara CMV(sitomegalovirus), EBV (Epstein-Barr
virüs) ve RSV (solunum sinsityum virüsü) de dahildir. Bunlar ağır
metal birikimini arttırarak otizm patolojisine katkıda bulunabilirler.

Herhangi bir çeşit virüsün otizmle ilişkisi olması mümkündür, hatta
tipik viral enfeksiyonların bile. Atipik virüsler bazen ”görünmez
virüsler” diye adlandırılırlar. Bunlar bağışıklık sistemini işgal edebilir
ve kronik enfeksiyonlara yol açabilirler. Viral enfeksiyonlar aynı
zamanda oto reaktif T hücrelerini tetikleyebilir ve otoimmun
tepkileri yaratabilirler.
Mikropların aşırı çoğalmasına ne izin veriyor? Tahta kurularının
çürüyen bir ağacı istila etmesi gibi, çok çeşitli vücut dengesizlikleri
de fırsatçı organizmaların çoğalmasına neden oluyor. Tek bir mikrobu
izole etmek ve yakalayıp öldürmek mümkün olmayabilir. Bunun yerine,
mikropların istilasına daha az müsait bir ortam yaratmak istiyorsak,
bizim sağlımızı ve dengemizi bozan bütün faktörlerle topyekün mücadele getmek gerekir.

Genellikle bir çocuğun tedaviye vereceği cevabın süresi yaklaşık 50 gün kadar sürer. Nadiren daha uzun olabilir ancak çoğu zaman bu çok daha az ve bazende daha azdır.

Genellikle otizmli çocuğun tedaviye başladıktan sonra otizm belirtileri 14-50 günlük bir süre için daha da kötü olacaktır (herxhiemer ) .iyieşme reaksiyonunun ardından daha güzel gelişimsel kazanımlar olacaktır.

SCIA PROTOKOLÜ:

SCIA Otizmli çocukların beyninin farklı bölgelerinde bağışıklık sisteminin kronik aktivasyonu (mikroglial aktivasyon) sonucu üretilmiş inflamatuar alanlar olduğunu savunmaktadır. Bunu Beyin spect görüntüleme yöntemi ile de ispatlamaktadırlar.Ülkemizde de Dr.Cem Kınacı bu düşüncenin öncülüğünü yapmaktadır.

2010 yılında, Nobel ödüllü genetikçi Dr Mario Capecchi bağışıklık sistemi, (özellikle mikroglial hücreler) ve akıl hastalığı arasında neden-sonuç bağlantısı bulduğu bir çalışma yayınlamıştır.
Johns Hopkins Tıp Okulu tarafından yayınlanan bir çalışmada da, Otizm bozukluğu olan bireylerin beyinlerinde mikroglial aktivasyon ile üretilen inflamatuvar sürecin olduğu gözlendi.

Mikroglialar kemik kaynaklı bağışıklık sistemi hücreleridir. Kemik iliğinden üreyip kan yolu ile beyne doğru hareket eden merkezi sinir sistemi içinde aktif bağışıklık savunma sisteminin ana formudur

Mikroglial aktivasyondan kaynaklanan sorunlar:

1. Aktif mikroglia serbest inflamatuar maddelerdir.

2. Aşırı miktarda serbest Nitrik oksit ,
a) yüksek seviyelerde nitrik oksit nörotoksik olabilir
b) mikrogliyal aktivasyonu takiben nitrik oksit üretimi
beyne giden hücresel GSH düzeylerinde bir düşüşe neden olarak oksidatif hasara nden olablirler.
c) Reaktif oksijen ve nitrik oksit ve süperoksitden türetilen nitrojen türleri mitokondriyal beyin enerji metabolizmasını inhibe ederker.
d) Fazla nitrik oksit doğal öldürücü (NK) hücrlerin fonksiyonlarını azaltabilir ve bozabilir

3. Azalmış glutatyon seviyeleri sonuçlarının Ağır metaller birikimine ve bağışıklık sistemini zayıflamaya neden olur.
4. Azalan doğal öldürücü hücre(NK) fonksiyonu bağışıklık sistemini zayıflatabilir ve Alerjiye neden olabilir.
5.. Mikrogliyal aktivasyonu nöbetler ve uyku bozuklukları ile sonuçlanabilir

Glutatyon: Glutatyon vücudun en önemli antioksidandır. Bağışıklık sistemimiz glutatyonun istikrarlı tedariğine bağlıdır. O olmadan, bağışıklık sistemi zayıflar.
Mitokondri: hücrelerinin enerji kaynağıdır. Mitokondri gıdaların son adımda enerjiye dönüşümünden sorumludur.
Naturel killer: (NK) hücreleri virüs, bakteri tarafından enfekte olan ve malign hücrelere karşı ilk ve önemli bir savunma hattııdır

İNSAN BEYİN NASIL ÇALIŞIR

Otizmli çocukların beyninin Mikroglial aktivasyondan nasıl etkilediğini anlamak için beyin nasıl çalışır once onu anlamak lazımdır.
1. Beyin nöron ağları oluşturarak iletişim sağlar.
2. Nöronlar iletişim kurmak için elektriksel ve kimyasal sinyaller(sinaps) kullanır.
3. Sinapsların hasarı yol Alzheimer hastalığı, şizofreni ,Parkinson ve otizm gibi pek çok nörolojik bozukluklara yo açarlar.

Synaps:Sinir sistemi içinde bir nöron ile diğer nöronların bir elektrik sinyali ya da kimyasallarla geçmesine olanak sağlayan bir bağlantıdır.

Mikroglial aktivasyondan kaynaklanan Synapsların yıkımı:
Mikroglial hücreler, kronik olarak aktive edildiğinde daha fazla sinapsla iletişim kurar ve onları yok etmek için hazır gibi görünür.

Mikrogliyal aktivasyon yalnızca otizm için değil aşağıdaki gibi bazı nörodejeneratif hastalıklar için de önemli bir faktördür.

1. Alzheimer Hastalığı
2. Parkinson Hastalığı
3. Multipl Skleroz
4. Schrizophenia

Mikroglia aşağıdaki gibi birçok faktör tarafından aktive edilebilir:

1. Beta-amiloid (Alzheimer Hastalığı)
2. Bakteriyel veya viral Ürünler
3. İnflamatuar maddeler (sitokinler)

Otizmde temporal ve frontal lob disfonksiyonu

Otistik Çocuklar mikroglial aktivasyon nedeniyle sinapsların tahribi sebebiyle beynin farklı bölgelerinde disfonksiyondan muzdariptir.

Temporal Lob Disfonksiyonları Belirtileri:
1. Işitsel duyu ve algı bozukluğu
2. Işitsel ve seçici görsel girdi dikkat bozukluğu
3. Görsel algı bozuklukları
4. Bozulmuş organizasyon ve sözel malzemenin sınıflandırılması
5. Dil anlama bozukluğu
6. Bozulmuş uzun süreli hafıza
7. Kişilik ve duygusal davranış değişikliği

Frontal Lob İşlev bozukluğu belirtileri
1. Kollar, eller ince hareketler ve güç kaybı veparmaklar
2. Küçük spontan yüz ifadesi
3. Konuşma güçlüğü
4. esnek düşünme ve problem çözme becerisinde zayıflıklar
5.. Dikkat bozukluğu
6. Sosyal davranışlarda görülen dramatik değişiklikler
7. Çevreden geri bildirim yorumlanmasında güçlük
8. Kurallara uyulmaması
9. Dikkatsiz veya fazla risk alıyor olmak

Otizm belirtilerinin çoğu açıkça frontal ve temporal loblar ve beynin diğer bölgelerinde ki disfonksiyon ile açıklanabilir.

Otizmlilerin ortak medikal belirtileri :
1. Alerjiler
2. Egzama (Atopik Dermatit)
3. Metabolik Hastalıklar
4. Nöro-inflamasyon (mikroglial Aktivasyon)
5. Azalmış Natural Killer Hücre Aktivitesi
6. Düşük Glutatyon Düzeyleri
7. Oksidatif Stres ve Metal Toksisitesi
8. Tekrarlayan enfeksiyonlar
9. HPV6 enfeksiyonu

Mikroglial aktivasyonun katkı faktörleri:
Otistik Çocuklar mikroglial aktivasyon ile ilişkili birçok kronik nörotropik enfeksiyonlara yakalanıyor.

Yaygın olarak otistik çocuklarda görülen nörotropik enfeksiyöz ajanları

Virüsler

Herpes simpleks virüsü
HPV6
EpsteinBar
Kızamık
Kızamıkçık
Kabakulak
Bakteri
Lyme Hastalığı
Mantarlar
Parazitler

OTİZM de mikroglial aktivasyon nasıl tedavi edilebilir?

Nobel ödüllü genetikçi Dr Mario Capecchi akıl hastalıklarının tedavisinde geleneksel doktorların beyin kimyasını değiştirmek için ilaç kullanımı yerine,onun bağışıklık sistemini tedavi ederek, yeni bir yaklaşım denediğini söylüyor.
Virüsleri ve bakterileri kontrol altında tutarak bağışıklık sistemi başarılı bir şekilde tedavi edilirse, sinapslar tamamen yeniden yaratılabilir ve zihinsel hastalıklar tedavi edilebilir.

NIDS’i (Nöro-İmmün Disfonksiyon Sendromu) Anlamak:

Nöro immün bozukluklar,karmaşık viral,otoimmün hastalıkların yarattığı bilişsel yetenekleri ve vücudu etkileyen kamaşık sorunları hedefleyen bir tıbbi sınıflandırmadır.
Otizm, Yaygın Gelişimsel Bozukluk (PDD), ADD veya ADHD, Kronik Yorgunluk Sendromu (CFS / CFIDS) yanı sıra diğer çok ilişkili bozukluklar bu sınıflamaya girebilir. Birçok klasik otoimmün hastalıkların tedavisi de NIDS bileşeni olabilir.
Son 5 yılda yapılan çok sayıda araştırma neticesinde beyinde nöroglial aktivite ve bağışıklıkdaki patolojiler otizm ile ilişkilendirilmiştir. (Otizmin yanısıra PDD,ADHD, CFS da da olduğu gibi.)
En önemli çalışmalardan biri Otizmli çocukların beyin omurilik sıvısında neuroglial immün sistem aktivasyonu ve nöro-immün anormalliklerin mevcut olduğu görüşünü kanıtlamıştır.
Başka bir buluşlada Parkinson, Alzheimer ve ALS gibi nörodejeneratif hastalıklara olduğu gibi benzer aktif nöro-immün yanıtlar bulundu.
NIDS in çıkış noktası da SCIA da olduğu gibidir.Sonuçta eldeki araştırma dellileri aynı şeyleri söylemektedir. Aralarında tedaviye ve kontrol sürecine ufak yaklaşım farklılıkları bulunmaktadır.

NeuroSPECT ile beyin taranır beyindeki kan akımındaki azalmış aktivite nedeni ile beyindeki patoloji tesbit edilir.

NeuroSPECT taramaları yoluyla gösterilen azalmış kan akımı Alanları dil gibi doğrudan “Otistik” belirtileri ve davranışları ile ilgili fonksiyonlar, işitsel işleme, sosyal becerileri (temporal lob), ve motor sorunları (beyincik) dahil bilinen beyin bölgeleridir.
Bu aynı zamanda bilişsel fonksiyon bozukluğu, DEHB , ADD li çocuklarda görülen bilişsel bozukluk belirtilerini de açıklamaktadır.

Ayrıca, hastanın bağışıklık fonksiyonları ,otoimmün hastalıkları ile ilgili tedaviler yapılarak NeuroSPECT taramaları ile gelişmeleri kaydederek sonuçları ölçülür.
İlk taramaları ile karşılaştırıldığında, beyin fonksiyonlarının restorasyonu sonucu kan akımı azalan beynin bölgeleri artık gelişmiş ve daha sağlıklı hala gelmiştir.

LDN (Low dose Naltrexon):

Naltrexon vücutta morfin etkisi gösteren maddeleri baskılayan bir baskılayıcıdır. Gene olarak alkolizm ve uyuşturucu bağımlılığının tedavisinde kullanılır.
Bununla birlikte Low Dose Naltrexon (düşük doz naltrekson) bir bağışıklık düzenleyicisidir.
Bağımlılık tedavisinde kullanılan dozlar 150 mg iken bağışıklık düzenleyici olarak günde 1,5 mg ile 4,5 mg arası dozlarda uygulanmaktadır.

Etki mekanizması :
Humoral bağışıklığı ve naturel endorfinleri yükseltmekte
NK hücreleri,makrofajları ,T ve B gibi bağışıklık hücrelerini daha sağlıklı düzeylere getirmekte
Kandaki norepinefrin,serotonin,arginin gibi davranışlarımızı ilgilendiren vücut kimyasallarını normalize etmektedir. (BOUVARD, LENSING, PANKSEPP, 1995)

LDN nin Otizmde kullanım şekli;
-Günde 1,5 ile 4,5 mg lık kişiye göredeğişen dozlarda
-Gece 9 ile 12 saatleri arasında uygulanır.
-Tadı çok acı olduğu için genellikle krem formları tercih edilmektedir.

Yan etkileri:
İlk 2- 7 günlük süreçte Hastaların %25 inde uykusuzluk
%25-30 unda hafif ateş,kaşıntı,vücutta uçuk tarzı oluşumlar gözlenebilir. Ama bu geçici bir süreçtir. NOS ve CBS mutasyonu olanların krem formu yerine hap türünü kullanmaları önerilir.

Sonuç:
Bağışıklık sisteminde ilerlemeler
Sosyal becerilerde ve öğrenmede artış

Benzer Konular